Bazen kendimi korkutmak ve oturduğum yerde rahat bir nefes alabilmek için distopya okumayı seviyorum. Yevgeni Zamyatin'in Biz isimli romanı beni farklı şekillerde etkiledi.
İlk olarak dili...pek benlik değildi. O nedenle okurken inanılmaz sıkıldım. Beyefendi gemi mühendisiymiş ve yazdığı eserden aynı zamanda değerli bir düşünür olduğunu da görüyoruz. Ne var ki bunlar iyi bir edebi dil için yeterli değil.
Konusu ve hayal gücü heyecan vericiydi, hakkını yememeliyim. Ama dediğim gibi olayların ele alınış biçimi... Defalarca kitabı yarım bırakmak istedim.
Fakat bir şekilde D-503'ün sonunda ne yapacağını ve bütün bu devrime ne olacağını da merak ettim.
Biz, bariz bir eleştiri kitabı. Herkesin aynı şekilde, tek tipte, tek anlayışta olduğu kısıtlanmış bir toplulukta yaşadığı ve bu durumdan insanların bir hayli memnun olduğu zamanları tasvir ediyor. Demokrasiyi, özgürleşmeyi ve insanı biricik yapan unsurları yeren bir ana karakterle karşılaşıyoruz. Kimsenin ismi yok. Herkesin numaralarla iletişim kurduğu bu düzende D-503 bir başmühendis.
D-503, Tek Devlet'e oldukça bağlı ancak I-330 ile karşılaşıp içinde bir şeyler filizlenmeye başlayınca olaylar değişmeye başlıyor.
Kitapta birçok dini olaya, psikolojik fikirlere ve devrim oluşumuna gönderme vardı.
Güzel bir zihin egzersizi, sorgulatıcı fikirler ve kötü bir edebi dil vardı. 2/3 yaptı. İdare eder diyebilirim.
Sonuçta okunabilirlik bir kitap için olmazsa olmaz bir unsur. Tavsiye eder miyim? Sanmıyorum. Bu, diğer distopyaların kaynağı olarak görülüyor o nedenle dili çok daha akıcı olan Cesur Yeni Dünya, 1984 gibi kitapları okuyabilirsiniz.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu kitabı birkaç defa karşıma çıkınca merak ederek sipariş ettim. Kitapla alakalı yorumlar da ilgimi çekmişti. Beni tetikleyen ya da asla okumam dediğim bir konu yok. Her şeyi okurum. Bazı konuları daha severek okurum ama o kadar.
Her Yazın Ardından beni etkileyen bir kitap oldu. Yazarın ilk kitabıymış. Carley Hanım elinize sağlık benim kalbimi iyi sıkıştırdınız. Bir de sonlara doğru o gergin gülüşlerim yok mu? Ha.Ha.Ha.
Küfür ederek ve "Umarım sandığım kişiyle değildir," "N'olur o olmasın," "Hadi be ordan!" haykırışlarımla okudum.
Kitabımız günümüz ve geçmiş arasında git-gel yaparak ilerliyor. Bu durum canımı sıktı mı? Evet. Açıkçası Percy'nin geçmişini okumak da keyifliydi ama günümüzü anlatırken olayın akışını kesiyor gibi hissettim. Sonra geçmişi okurken günümüz, geçmişi kesiyordu. Sürekli bir sinir haliyle ilerledim.
Birbirlerini on üç yaşındayken tanıyan Percy ve Sam'in aşk hikayesini okuyacağım diye bekledim ama olaylar dramatik bir dönüş aldı. Kitapta Sam ve Charlie'nin annesi Sue favori karakterim. Harika bir kadın.
Benim için harika bir kitaptı. Konuyu seven, sevmeyen olabilir ama akıcılık ve anlatım açısından gayet iyiydi. Hep Sam ve Percy'e odaklandık ama ben Charlie'i de merak ediyorum. Keşke geçmiş x günümüz olacağına karakter perspektifinden okuyabilseydik.
Sevdim, gençlik kalp kırmalı kitap önerisi isteyenlere sevgiyle fırlatacağım bir kitap olacak.