Tocqueville Bey, yaktınız beni.
Bir süredir benimle olan bu ince mi ince, tatlı ve sevimli kısa klasik kitabını dün akşam elime aldım.
Siyaset, kamu yönetimi gibi konuların felsefi yönden ele alınması ve bu konuda birbirinden ayrı düşünürlerin fikirlerini okumak daima post-it harcamama neden olmuştur.
Kısacık kitap ama işaretlemediğim yer kalmadı. Üstelik güzel bir düşünsel hamama soktu.
Amerika'da Demokrasi isimli kitabın bir bölümünü ayrı olarak basmış Can Yayınları ki bence çok da yerinde olmuş. Zira bu bölümün bile sindire sindire okunması gerekiyor.
Tocqueville, eşitliğin kelime anlamına karşı. Her insanın benzerleşmesinin bizleri köleliğe götürdüğüne ve dolayısıyla eşitliğin iyi bir kavram olmadığına vurgu yapıyor. Çünkü eşitlik, herkesin sorunun ve çözümlerinin tek tip olmasına evriliyor. İnsanların çeşit çeşit olması, yargı dağıtanların bu farklılıkları göz önünde bulundurması gerektiği belirtiliyor.
Daha sonra yönetim ve halkı ele alıyor. Allah'ım... Bu kitap 1840 yılında yayımlanmış. İnsanların yüzyıllara yayılan sorunları demek ki aşağı yukarı aynı. Sadece suretlerimiz ve isimlerimiz değişiyor, yönelimlerimiz aynı.
İnsanların ikili düşüncesine de vurgu yapılıyor ki bu beni derinden etkileyen bir başka çıkarımdı. Hem yönetilmek ve ne yapacağımızın söylenmesini istiyoruz hem de özgür olmak. Bu ikisi birbirine zıt ve biz, her ikisini de gerçekleştirmeye çabalıyoruz.
Bu incelemeyi şu alıntıyla bitirmek istiyorum;
"İşin aslı, kendi kendini yönetme alışkanlığını tamamen terk etmiş insanların, kendilerini kimin yöneteceğini doğru seçmeyi nasıl başarabileceğini anlamakta güçlük çekiyorum. Hizmetkârlardan oluşan bir halkın yapacağı seçimlerden özgürlükçü, enerjik ve bilge bir hükümetin çıkabileceğine inanmak mümkün değil."
Hükümetin genel eğilimleri hatırına yanlışları hoş görülür, kamu ancak aşırılıkları ya da hataları ayyuka çıkınca ve o zaman da zar zor ondan güvenini çeker ve o çağırır çağırmaz da geri döner. Demokratik halklar merkezi iktidarı elinde tutanlardan çoğunlukla nefret eder ama bu iktidarın kendisine daima sevgi beslerler.
Zaten demokratik halkların zihni, felsefede ve dinde olduğu gibi siyasette de basit ve genel fikirleri severek benimser. Karmaşık sistemler onu iter ve tüm yurttaşlarının tek bir tipe benzediği ve tek bir iktidarca yönetildiği büyük bir ulus hayalinden hoşlanır.
Aslında eşitlik iki eğilim üretir: Biri insanları doğrudan bağımsızlığa yöneltir ve bir anda anarşiye dek sürükleyebilirken diğeri daha uzun, daha gizli ama daha kesin bir yoldan köleliğe taşır.