Aşırı karamsar.
7/10
·
Beğendi
Çok fazla karamsar. İnsanı yaşamak konusunda bazen motive etmekte güçlük çekiyor. Bulduğu çözümde karamsar fakat ben bu çözümün gerçek olduğuna inanıyorum. Okunmalı.
The Myth of SisyphusAlbert Camus · Penguin Books Ltd · 200511,3bin okunma
6/10
·456 syf.··
2026 13. kitabı
#kitapyorumu Herakles’in Kanı Alexis’in zorlu hayatı, üvey anne ve babasının yanına bir de üvey kardeş eklenince iyice zorlu hâle gelir. Artık sadece kendisini değil, kardeşini de korumak zorundadır. Bir gün karşılarına çıkan fırsatı değerlendirirler ve Alexis, yalnızca kendisinin görebildiği yılan Nyx ile kardeşi Charlie’yi alarak evden kaçar. Zorlu şartlar altında bir kutuda yaşayarak büyüyen Alexis, 19 yaşına geldiğinde sınav için verdiği kanla birlikte hayatı tamamen değişir. Kendini bir anda, Hades ve Zeus’un meclisinin varislerinin bulunduğu bir savaş akademisinde bulur. Artık önünde tek bir hedef vardır: hayatta kalmak. Kitap bir myth retelling. Yazar, Yunan mitolojisindeki karakterleri modern bir dille yeniden yorumlamış. İlgi çekici mi? Evet. Ama beni tamamen içine çekti mi? Ehhh.. pek değil. Kurulan dünya çok geniş değil. Daha çok “neredeyiz, kimiz” bilgisini veren bir arka plan var. Bu da kitabı yorucu olmayan, hızlı akan bir fantastik okuma hâline getiriyor. Alexis karakteriyle bağ kuramadım. Sürekli konuşan bir iç sesi var ve mizah anlayışımız örtüşmedi. Fazlasıyla “teenage” hissettirdi. Dışarıdan susup içinden sürekli ahkâm kesmesi bana geçmedi. Potansiyeli varken bu kadar edilgen kalması karakteri zayıf kıldı. Yan karakterler hikâyeye katkı sağlıyor ama derinleşmiyor. Yazar, büyük sürprizi saklamak için önemli detayları son ana kadar vermiyor. Merak unsuru var ama netlik eksik. Yine de bazı tahminlerim tuttu-yer mi Anadolu çocuğu. Kitapta benim için sürpriz olan kısım ters harem olduğunu fark etmem. Tek eşli bir okur olarak bu trope bana çok hitap etmiyor. Aşk üçgeni de sevmem. Ama burada iki karakter de güçlü yazıldığı için seçim yapmak zor—kimi seçsem diğeri aklımda kalır. Fiziksel baskı kalitesi gerçekten çok iyi. Yan boyama özellikle çok
Herakles’in KanıJasmine Mas · Juno Kitap · 2025139 okunma
Reklam
9/10
·352 syf.··
2026 102. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 22:07
I had already read the classical play Electra by Sophocles, but as many readers know, the ancient drama is quite brief and focused on a single climax. I felt a need to see this tragic myth fleshed out with more detail and emotional depth. Jennifer Saint’s novel provided exactly that by offering a multi-layered narrative told through three distinct female perspectives: Clytemnestra, Cassandra, and Electra. ​While the book felt a bit long at times, the shifting POVs (Points of View) added a necessary richness to the story. I wouldn't say I had a favorite character—each woman is flawed and driven by her own "inscrutable" grief—but exploring the different aspects of their trauma was a rewarding experience. ​In the original play, the focus is often on the vengeance, but here, the focus is on the price of being a woman in a world ruled by men and gods. For someone who loves Classical Antiquity, seeing these silent figures finally speak their truth made the long read worthwhile.
ElektraJennifer Saint · Headline Book Publishing · 202285 okunma
8/10
·312 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 23:47
Benim için yılın ilk kitabı, Phillip Cole’ün 2006’da yayımladığı kurgu dışı eseri “Kötülük Miti (The Myth of Evil)” oldu. Kitap dokuz bölümden oluşuyor ve yazar, kötülüğü felsefi, dini ve politik açılardan irdeliyor. Ben kötülüğü daha çok politik açıdan ele aldım ve anladım ki, kötülük özgür bir seçimin sonucu olmasının yanında bir mit ve insanın kendi yarattığı bir kurgu. Şeytanın varlığı ise kontrol ve sınır çizdiği için politik bir varlık. Toplum korku ile yönetiliyor. Bu yüzden şeytan, vampir, cadı gibi figürler masalsı karakterler olmaktan çıkıyor ve toplumsal kontrolün sembolüne dönüşüyorlar. Yani onlar hem “kötü” hem de “öteki” olarak şekilleniyorlar. Bu noktada aklıma yüksek lisans tezimin olağanüstü hâl kısmında “Kutsal İnsan”, “Siyasal Kavramı” ve “Siyasi İlahiyat” gibi kitaplarından sıkça yararlandığım Alman hukukçu ve siyaset teorisyeni Carl Schmitt’in dost-düşman ayrımı geldi. Schmitt’e göre iktidar, varlığını sürdürebilmek için düşman yaratmak zorunda. Bahsedilen düşman ise iktidarın kendini tanımladığı ve güçlendirdiği bir araç. Yani düşman, sistemin ve iktidarın ihtiyaçlarından doğuyor. Kitapta gördüğümüz de tam olarak bu aslında. “Kötülük Miti” hem bildiklerimi hatırlattı hem de kötülüğü farklı açılardan görmeme olanak sağlayarak, politikanın, insanın ve toplumun yüzüne başka perspektiflerden bakmamı mümkün kıldı. Aynı zamanda beni birçok soru ile baş başa bıraktı. Siz de kötülük kavramına yakından bakmak ve irdelemek isterseniz bu kitabı okuma listesinize ekleyebilirsiniz.@_sayfayolcusu_
1000Kitap
Kötülük MitiPhillip Cole · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022108 okunma
8/10
·130 syf.··
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 00:00
Ben kitabı Prof. Landsberger’in çevirisi üzerinden hazırlayan Dorlion yayınlarından okudum ve beğendim öncelikle. Gılgamış Destanı bildiğimiz en eski metin ve mitlerden oluşuyor. İnsanın anlam arayışına tarihte insanlar 2 yolla cevap bulmuşlar: vahiy ve myth. Mit, anlam arayışına insanın verdiği cevap. Mitleri vahiyle karıştırmamalıyız. Kitapta nuh tufanı anlatılıyor ama nuh tufanı burada anlatıldığında mitken, Kuran’da anlatıldığında vahiydir. İkisi aynı şey sayılmaz. Metin olarak gelişim safhaları var. İlk yazması olan Sümerce yazması İsa’dan önce 2000 yıllarına aitken kitabı oluşturan en son yazması İsa’dan önce 1250 yıllarına ait. Yani en az 750 yıl boyunca yazılmış bir metin ve ilk hâli sümer yazması olsa da Gılgamış destanı Babillilerin milli destanı. Kendinden önceki medeniyetlerin hiçbirinin ulaşamadığı ayarda bir destan yapmış Babilliler çünkü. Çevirmen, Babillilerin bu istisnai sanat kudretini gösterebilmeleri, Sümerlerden kendilerine geçirdikleri fikri verimli bir şekilde kullanabilmiş olmalarındandır, diyor. Sümer hayali muazzam mitolojik şekiller yaratsa da bunları işleyip sahicileştirmek Babillere kalmış. Bu yüzden benim okuduğum Akadca’nın çevirisi. 12. tablette sümerce hâlinin çevirisini yapmışlar ve insan onu okuyunca gerçekten Sümerler’in Gılgamış hakkındaki düşüncelerinin farklılığını görüyor. Mit böyle bir şey işte :) insani hayatın bütün yorgunluk ve zorluklarından doğan, hayatın değerleri hakkında cevap vermek için yazılmış. Destanda birçok konu var. Özerklik, dostluk, güç, kahramanlık, hiddet, kader.. ama beni en çok etkileyen ölüm korkusu oldu. Engidu’nun ölümünden sonra Gılgamış çok yoğun bir ölüm korkusu hissediyor ve çağların ötesinden onun o korkusunu hissetmek bana çok garip hissettirdi. “O, vahşi hayvanları avlayıp postlarını giyiyor ve
Gılgamış DestanıAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20237bin okunma
"Pis kokulu, kıllı insanoğlu" dedi elf...
9/10
·414 syf.··
2025 47. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 23:52
... Dedi demesine ancak, kendi parlak, ihtişamlı ırkının, mis kokulu, adeta cevher gibi parıldayan tenlerin, ilgi çekici bir alev gibi bakan gözlerin ardında leş bir zihniyet vardı... Cormanthor, geçmişin muhteşem şehri, yeşil ağaçların zümrüt gibi parıldadığı, ayna misali durgun, berrak suların şehri, Elflerin, hani o asaletin vücut bulmuş hali olan ırk, elflerin şehri Cormanthor... Ve maceramız biterken, ismi ve tarihi yeniden yazılan şehir Cormanthor, artık üzerine örülen büyü ağının ve şehrin adil Kralı "Taçlı" nın ilan ettiği üzere anılacak olan Myth Drannor. Kahramanımız, hayır hayır, kahraman demek pek yakışıksız kalır, Elminster, Mystra'nın "seçilmişi", Faerûn'un en meşhur büyücüsü Elminster... İlk kitapta yaşamının ilk dönemlerini ve neden, nasıl ve ne zaman bir büyücü olduğunu okuduğumuz kahramanımız Elminster'in serinin bu ikinci kitabında elf şehrine gelişi ve burada yaşadığı maceraları ve hayatının 20-21 yıllık bir dönemini okuyoruz. Elflerle girdiği bu epik macerada acayip bir çok olay örgüsü ve şimdiye kadar bildiğimiz üzere "asaletli elflerin" nasıl da "insanlara" benzediğini, zannettiğimiz gibi "peri tozuna bulanmış" bir ırkın bile içinde nasıl pislikler dolandığını satır satır okuyoruz. Peki sebep ne? Elflerin, hani o "yüzünde nur açan" ihtişamlı ırkın, bir sebepten dolayı bu hale gelmiş olması lazım değil mi? Adaletli, merhametli, yardımsever ve iyilik timsali sandığımız o masalsı ırk, Elfler, neden bir anda üzerlerine lanet çökmüş gibi dönüştüler? Sadece insanlara atfedilen, karşılaştığında burunlarını büken Elflerin bile sonunda yaptığı o davranışlar, o zihniyet, o kötülük... Bilmem, belki de haklılar... Eh, tabi, okumadan bilemeyiz :)
Elminster Myth Drannor'daEd Greenwood · Phoenix Yayınevi · 200513 okunma
Reklam
Reklam