"Yani farklı bir yol seçmiş olsan hayatının nasıl olabileceğini düşündün mü hiç?"
"Bazı yolların daha kolay olacağını düşünmek işimize geliyor bence. Ama belki de kolay yol yoktur. Yalnızca yollar vardır. Bir hayatta, evli olabilirim. Başka bir hayatta, tezgahtarlık yapıyor olabilirim. Birlikte kahve içmeyi teklif eden tatlı bir adama peki demiş olabilirim. Kim bilir? Her gün, her an yeni bir evrene giriyoruz. Boş yere hayatımızın farklı olmasını diliyor, kendimizi başkalarıyla ve kendimizin farklı versiyonlarıyla karşılaştırıp duruyoruz ama gerçekte çoğu hayat bir yere kadar iyi ve bir yere kadar kötü. Hayatta kalıplar var... Ritimler. Bir hayatta kendimizi köşeye kısılmış hissettiğimizde, hüznün, trajedinin, başarısızlığın ya da korkunun, tek bir varoluşun ürünü olduğunu düşünmek çok kolay. Demek istediğim, acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak, her şey çok daha kolay olurdu. Mutluluğun doğasında acının da olduğunu. Biri olmadan öbürünün de olamayacağını. Tabii ki farklı düzeylerde ve miktarlarda. Ama hiçbir hayatta sonsuza kadar saf bir mutluluk içinde olamayız. Öyle bir hayat olabileceğini düşünmek ancak yaşadığımız hayattaki mutsuzluğumuzu büyütmeye yarar..
Çocukluğundan bugüne uzanan tüm o kesintisiz bağlantıları- şu an içinde bulunduğu her şey, geçmişte olan bir şeyle açıklanabilir ve açıklanmalıdır…
Bu şekilde yaşamak çok basit olmalı, çünkü her şeyin bir cevabı var. Hiçbir şey için asla sen suçlu değilsin, sadece başkalarının hata ve eksiklerinin kurbanısın…
Düşündüğün her şey, yaptığın ve başkalarına yaptırmak istediğin her şey sadece seninle ilgili olabilir değil mi?
Şu anda bile bunun, bu benmerkezciliğin, bu dizginlenemez bencilliğin ne kadar çıldırtıcı olduğunu göremiyorsun…