Bilinçdışının tepkisini ve bakış açısını görmezden gelmek, gerçekten bizim ciddiyetsizliğimizi, yüzeyselliğimizi ve mantıksızlığımızı, üstelik de fiziksel olarak sağlıksızlığımızı gösteriyor.
İçgüdüsel doğasından kopması insanı inanılmaz olarak bilinç ile bilinçdışı, ruh ile doğa, bilgi ile inanç arasında çelişkiye sokar. Bu bölünme insanın bilincinin artık içgüdüsel yönünü görmezden gelemediği veya başaramadığı noktada patolojik hale dönüşür.
Modern insan ancak kendisinin bilincinde olabildiği ölçüde tanıyabilmektedir kendisini. Bu da büyük ölçüde çevresel koşullara, bilgi edinme dürtüsüne ve özgün içgüdüsel eğilimlerini bir ölçüde değiştirerek kontrol altına almasına bağlı olan bir yetenektir.
İçgüdünün iki temel açısı vardır. Biri dinamizm, dürtü ya da sürüklenmedir, diğeri ise, belli bir anlam ve maksattır. İnsanın tüm ruhsal fonksiyonlarının, hayvanlarda kesinlikle olduğu gibi, içgüdüsel bir temeli olması hayli muhtemeldir.