Bilinçli aktivitemizin özünde içgüdüye dayandığı, dinamizmini ve düşünce biçiminin temel özelliklerini içgüdüden aldığı gerçeği hayvanlar dünyası için de, insan psikolojisi için de aynı önemi taşır.
Bilinçdışı fantezilerin faaliyete geçmesi bilincin kendisini kritik bir durumda hissettiği zaman gerçekleşen bir işlemdir. Öyle olmasaydı, fanteziler normal bir şekilde üretilir ve arkasından her zamanki nevrotik rahatsızlıklar baş gösterirdi. Oysa gerçekte bu tür fanteziler çocukluk dünyasına aittirler ve bilinçli yaşamda, ancak anormal koşullar nedeniyle olgunlaşmadan önce uyarıldıkları için rahatsızlıklara yol açarlar. Bu durum özellikle, anne-babadan zararlı etkilerin geldiği, çocuğun içinde yaşadığı atmosferi zehirleyen ve ona ruhsal dengesini bozan çelişkiler yaşatan ortamlarda meydana gelir.
Bir tarafın kapitalizmi, diğer tarafın da komünizmi şeytanın ta kendisi gibi göstermesi politik ve sosyal bir görev haline gelmiştir, böylece dışarıya bakan gözler büyülenip insanın içindeki yaşama bakması engellenmiş olur.
Ne zaman doğal insanî fonksiyonlar yok olsa, yani bunları bilinçli ve maksatlı ifade hakkı insanın elinden alınsa, genel bir kargaşa doğar. İşte bu yüzden, doğal olarak, modern insan Akıl Tanrıçasının da zaferiyle genel bir nevrotikleşme sürecine girmiştir.