Sanırım biraz iddialı bir giriş oldu ama peşin peşin uyarayım dedim.
Biri bana bir romanı çok seveceksin ama yine de yüzlerce de eleştiri sıralayacaksın deseydi inanmazdım ama işte buradayım!
Çok övüldü çok beğenildi bu yüzden, beklenti mi yüksekti yoksa zaten hatalar mı çok barizdi bilmiyorum ama benim için çok güzel bir roman mantıksız hatalar dizesiyle mahvolmuştu. Yine de benim için okunması zevkliydi onuda söylemeden geçmeyeyim.
Her neyse başlayalım...
New York'un mafya patronlarından Nicolas Russo, Elena'nın kız kardeşiyle evlenmek için bir anlaşma yapar. Fakat ilk karşılaşmalarındaki ters bir bakış ve aralarında çekimle işler ikisi içinde istediği gibi gitmez. Tatlı Abelli çok güzel, müstakbel enişte karşı konulmaz haliyle aşkta kaçırılmazdır!
Konumuz bu...
Kulağa hoş geliyor değil mi? Aslında bir yere kadar da öyle. Elena ve Nico arasındaki çekim, herkesin sosyal medyada bol bol maruz kaldığı şu saç dolama olayı, meşhur yemek sahnesi ve her ne kadar çok eleştirilse de çok hoş olan havuza itilme sahnesi... muhteşemdi!
Gel gelelim kitabın ilk yarım puan kırdığım olayı romanın bir mafya romanı diye lanse edilmesine rağmen bir türlü gelmeyen aksiyon sahneleriydi. Nico'nun kuzenini vurduğu ve petrol sahnesini saymazsak bunun bir mafya romanı olduğuna bin şahit gerekirse. Bad Boy romanı bile sayılmazlar o kadar yani.
Serinin ikinci kitabı En Çılgın Takıntı'ta benim en çok hoşuma giden, süre gelen olayların 'OLABİLİTESİ'nin yüksek olmasıydı. Maalesef ilk kitabın en büyük eksiği romandaki konuların "BASİT NEDENLER" üzerine kurulmasıydı. Bütün roman boyunca Elena'nın gizem yaratılmaya çalışılan geçmişi basit bir "Atlı karınca görmeye gitmiştim." olayıydı. Yani gerçekten mi ya? O kadar gizem ve dram bu muydu?
Hadi hepsini geçtim ailesinin onları terk