Sabahattin Ali'yi çok seviyorum. Herkesin sadece bir şarkı olarak bildiği "Dışarıda deli dalgalar gelir de duvarları yalar" dizelerini rutubetli Sinop Cezaevi'nde mahkumken yazarken, kızı Filiz ve eşi Aliye'yi çok sevip onlara hep mektuplar yazmayı unutmamış. Yaşadığı tüm maddi ve siyasi zorluklara rağmen o cezaevinde hayatta kalma savaşı vererek eserler yazmaya devam etmiş. Yıl 1948'de üzerindeki baskılardan bunalıp yurt dışına kaçmak istese de tam da Bulgaristan sınırında, kendine rehberlik eden kişi tarafından katledilmiş ve yorgun kalbi son kez o sınırda atmış, sonrasında ise durmuş. Onun cansız bedenini aylar sonra bir çoban bulmuş, yanındaysa hiç bitirmediği notları varmış.