“... susanlara, konuşmayanlara, içine atanlara, konuşmaya takati kalmayanlara, sadece izleyenlere kulak vermeliydi dünya. Belki de bir tek susanların içinden geçenler doğruydu.”
Arka kapakta da yer alan bu alıntıyı çok beğendiğim için incelemeye bu cümle ile başlamak istedim. Bu kitap sanki bir film izler gibi her sayfası gözümde çok net canlanarak okudum. Karakterler birer katil ama yazar o kadar güzel anlatmış ki sanki sizde mahkumların yanındasınız ve hikayelerini dinleyip, onlarla birlikte kara sis altında volta atıyormuşsunuz gibi.
Hikayeyi mahkumlardan biri olan eski öğretmen Mesut Hoca anlatıyor. Koğuşa yeni getirilen ve müebbet hapis cezası alan Barana özellikle Mesut Hoca’nın dikkatini çekse de Barana yerinden kalkmaz,kimseyle konuşmaz ta ki kızıl bir saç telini bulana kadar. İnsan için en önemli yaşama arzusu kaynağı umut. Barana ’da bu umuda bir saç teliyle sarılıyor. Bir saç teli, uzun ve büyüleyici mektuplar, pişmanlıkla geçen yıllar ve geçmeyen yaralar…
Okuduğum ilk Kemal Varol romanı ama son olmayacağına eminim. İyi okumalar.
**Taşkale Cezaevi’ne çöken kara sis dağılmaz değildir artık. Bir imgedir belki de Barana’yı yaşatan.
Çünkü bazı insanlar birbirlerini acılarından tanırdı ve yara sarmasını ancak canı yananlar bilirdi.(sf.33)
“(...) Görüşüme gelme. Bana hatıralar gönder. Bana zamanın ılık suyundan ve temiz çamaşırlarından gönder. Çünkü ben hep eksiktim yaşarken. (sf.103)
Kara SisKemal Varol · Everest Yayınları · 20211,425 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Japonya’da en çok satanlar listesinde yer alan bu kitap, kitapları seven ve onların yok olmasını istemeyen okuyucular için bir hikâye.
🐱Rintaro sahaf olan dedesiyle yaşayan bir lise öğrencisi. Dedesini kaybettikten sonra okula gitmeyip iyice içine kapanan Rintaro bir gün kitap raflarının arasında konuşan bir kedi görür ve maceraları da başlar. Kitapları kurtarmak, onları özgür bırakmak için birbirinden farklı labirentlere giden bu ikili aslında günümüz tüketim dünyasında edebiyatın geldiği noktayı akıcı bir dille ve heyecanla anlatıyor.
🐱Okumak iyidir. Fakat okuyup bitirdiğinde, yürümeye başlama zamanı gelmiştir artık."
🐱“Çok sayıda kitapla çevrelenmiş olduğum halde, yalnızca bir kitabın içinde bile sınırsız bir dünyanın var olabileceğinin farkına bile varmamıştım.”