Alper Gencer – Ah!
sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın
**
kırışır seni beklemekle geçen zaman
belki hiç
gelmezsin!
**
yuvası zindan olan bir mahpus haykırışı:
bir renksiz kanatlı kelebek olmak!
neyin temrinisin ey hayat?
kösnüdüğüm yağmurlar hangi otlara karşı?
**
kıyam et! bağrımdan alıp da yürü
sesimin şeriki olmuş bu çocuk
bir çocuk bezmi elestten beri
yürürlüğe konulmuş temsili bir pak.
**
al işte bedenimden söküp de çıkar
bulamadım nerede saklıdır o dert?
**
güneş gözlerine bandı mı ışığı
vakit aydınlıktır renginle o sıra
ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki...
**
tozu dumana katmanın becerisinde:
“yine hangi rüzgârın emrine amadesin?”
**
bu gelincik bu rüzgâra fazla dayanmaz
dertler giderek silahlanıyor
Gündönümünden sonra, ayın ilk karanlıkta kaldığı geceye Nadas denir. Bu zaman, yazın Uzun Dans Bayramı'nın kutlandığı, ayın en uzun görüldüğü zamanın, tam tersidir. Bu günler, yolcular ve hastalar için uğursuz bir zaman olarak kabul edilir.
Eksiksiz bir hayat için ka-yıp ya da boşa geçmiş zamanlara da ihtiyaç vardır ama insanın tam olarak yaşamadığı zamanı sonradan telafi etmesi mümkün değildir,
...
Sanki o anda gördüğüm, bir başkası değil de kendi ömrümün geçip gidişiydi.
Her şey değişmiş, hiçbir şey değişmemişti.
Kendimde fani olanı, öbürünün yüz hatlarında ise baki olanı görüyordum.
.