İnsanoğlunun öyle zayıf yanları vardır ki, ne para, ne güç, ne ilişkiler, hiçbirinin yararı dokunmaz. Bir kadına aşık olursunuz, onun mutlu olması için neyimiz var neyiniz yoksa ayaklarına serersiniz, gerekirse canınızı bile vermeye hazırsınızdır ama o tutar sizi en yakın arkadaşınızla aldatır. Hem de herkesin gözü önünde, sanki size nispet yapar gibi. İki yerden yaralanmışsınızdır; sevdiğiniz kadın ve en yakın arkadaşınız, bıçaklarını çekip hiç düşünmeden yüreğinizin en hassas yerinden vurmuşlardır sizi. Büyük servetinizin, dağları yerinden oynatan gücünüzün artık hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Yaralı yüreğiniz, paçavra edilmiş bir şahsiyetinizle öylece kalakalırsınız. Belki insanlar yüzünüze bir şey söylemez ama siz sırtınızı döner dönmez başlarlar dedikoduya.
“Gözünü kırpmadan yatıp benim onu düşündüğüm gibi o da beni düşünüyordu. Böyle düşünmekten tuhaf bir biçimde mutlu oluyordum. Samimiyetsizliğin ve tehlikenin kol gezdiği bir dünyada sanki birbirimizi koruyor ve kolluyorduk.”
"Çoğumuz aradıkları şeyi yüzümüzden belli ederiz. Yediğimiz yiyeceklerde, onları yeme şeklimizle, giyim tarzımızla, duruşumuzla, kelime seçimimizle iç dünyamızı yansıtırız. Kendimizi büyük ya da küçük milyonlarca yolla anlatırız.
Fakat psikopatların iç dünyaları yoktur; onların duyguları, korkuları, pişmanlıkları, bağları yoktur. Psikopatların sadece arzuları ve ne olursa olsun arzularına ulaşma hırsları vardır."