umutlarımdan bir uçurtma yapıp, saldım gökyüzüne.umutlarımı doladım rengarenk ipime ve çoğu zaman uçurdum güzelce. sonra umut etmemem gereken şeyleri umut ettim herkesden gizlice. yani, imkânsızı umut ettim sessizce. ve kimseyi dinlemeden tuttum ipimin ucundan, saldım onu gökyüzüne. elimde uçurtmamla o kadar çok koştum ki bu imkânsızlıklar silsilesi peşinde, yoruldum. kimi zaman dizlerimde derman kalmadı düştüm bilinçsizce, kimi zaman tellere takıldım durdum çaresizce, kimi zaman ise dikenli güller arasında koştum günlerce. bazen uçurtmamın ipini kaçırıp onu aradım, bazen yüzüme vuran güneş yüzünden uçurtmama bakamadım. ama ben herşeye rağmen, aklımın sınırları içerisine pes etmeyi almadım.
ben böyle hiç pes etmeden devam ederken, ve farkında olmadan günden güne kendimi yorup bitirirken, çok büyük bir kayaya tosladım. yani en imkansız olana, canımı en çok yakana. önce yere düştüm, vazgeçmenin kumunu yuttum. daha sonra kendi uçurtmamın ipine takılıp, onu kopardım. ne yaptıysam olmadı, başaramadım bu sefer uçurtmamı elimde tutmayı. denedim ama olmadı. ipim koptu benim. kaybolmasın diye sıkıca tuttuğum uçurtmamın kopmuş ipi kaldı sadece elimde. kaybettim onu. aramak istedim ama inanın yapamadım. çünkü çok yoruldum, usandım. dizlerim acıyor çok sert tosladım, gözlerim yanıyor çok ağladım, boğazlarım acıyor çok bağırdım. öyle bir düştüm ki bu sefer kalkamadım. öyle bir acıdı ki canım yutkunamadım, öyle bir ağrıdı ki gözlerim açamadım. öylece süzülüp kayboldu gökyüzünde umutlarım.
şuan gücüm yok ama olur ya, uçurtmamın yolu belki bir gün sonsuz gökyüzünden umut denizine düşer, o da yorulup iner gökyüzünden. hani olur ya, bende o gün tekrar umut edecek gücü bulursam kendimde, bulacağım uçurtmamı denizin en dibinde olsa bile. gerekirse boğulacağım, ama yinede bulacağım. sonra