Nadir kemaloğlu

Nadir kemaloğlu
@nadkee
Öğrenen, öğreten.
Sınıf öğretmeni
Lisans
null
Erzurum
22 okur puanı
Kasım 2021 tarihinde katıldı
"Çok kimse kendindeki kusurun farkındadır, fakat açığa vurmaktan çekinir... Kendindeki kusurları görebilmek bir özelliktir, bu kusurları söyleyebilmek ikinci özellik, hele kendisiyle alay edebilmek bir zekadır..." Orhan KEMAL
Edebiyat
Reklam
''Eğer bir insanda azıcık insanlık varsa yalan söylemez, dedikodu yapmaz. Dedikoduyla bir insanı vurmak, küçültmek insanlıktan çıkmış, bozulmuş, çürümüş, elinden hiç-bir şey gelmeyen, elinden hiç-bir şey gelmediğini kabul edecek kadar düşkünleşmiş bir insanın kârıdır. Bu duruma gelmiş bir insanı karşına almak onun durumuna düşmek olur.'' Sarı Sıcak/ Yaşar KEMAL
Edebiyat
Küçük bir zenci çocuk, şehrin lunaparkında dola­şırken bir satıcının elindeki balonları seyre dalmıştı. Her renkten ve her biçimden balonlar, ışıl ışıl parlıyordu. Derken, birdenbire kırmızı bir balon, baloncunun elinden kazayla kurtularak havada uçtu, uçtu, uçtu ve nihayet aşağıdan seçilemiyecek kadar yükseldikten sonra gözden kayboldu. Bu manzarayı seyretmek için öyle bir insan kalabalığı toplanmıştı ki, satıcı, bir tane daha bırakmanın, iyi bir reklam olacağını düşünerek havaya parlak sarı renkte bir balon daha bıraktı. Arkasından bir tane de beyazını çözdü. Küçük zenci çocuk, olduğu yerden büyük bir hayranlık içerisinde, ardı ardına uçan rengarenk balonları bir zaman daha seyrettikten sonra: “Baloncu amca" dedi. “Acaba bir de siyah renkte balon bıraksaydınız, ötekiler kadar yükselir miydi?” Baloncu adam, anlayışlı bir bakışla çocuğa tebes­süm ederek, siyah renkli bir balonu boşluğa bırakırken cevap verdi: “Yavrum, bizi yükselten dışımızdaki renk değil, içimizdeki sevgidir.” (Lyle D. Flynn)
İnsana Dair
Fransa'da 1800'lü yıllarda ünlü olan Avukat Antoine Pierre Berryer yoksulluk içinde ölürken genç meslektaşları "Üstad" demişler "ayaklarınızın altına altın torbaları koymuşlardı, neden almadınız?" Berryer cevap vermiş; "Almak için eğilmek lâzımdı." Nokta kadar menfaat için, virgül gibi eğilenler, sonunda düz hat olup çiğnenmeye mahkûmdurlar...
1K
New York’ta, Brooklyn Köprüsü üzerinde dilenen kör bir dilenci, bir şairin dikkatini çeker. Dilencinin boynunda asılı bir tabela vardır. Şair, dilenciye günlük kazancının ne kadar olduğunu sorar. Dilencide sekiz dolar kadar olduğunu söyler.Bunun üzerine şair,dilencinin boynuna asılı tabelayı ters çevirerek birşeyler yazar; ‘Şimdi buraya senin kazancını arttıracak birşeyler karaladım. Bir hafta sonra yanına geldiğimde bana sonucu söylersin’ der ve oradan ayrılır. Şair, bir hafta sonra dilencinin yanına uğrayıp kendini tanıtınca… Dilenci: ‘Bayım size ne kadar teşekkür etsem azdır. Bir haftada kazancım ikiye katlandı. Çok merak ediyorum tabelaya neler yazdınız?' Bunun üzerine şair gülümser ve: Tabelada ” Doğuştan körüm, yardım edin ” yazıyordu. Bense ” Bahar gelecek, ama ben yine göremeyeceğim diye yazdım “der. Önemli olan, anlatılmak istenen şeyi en iyi şekilde anlatmak olduğuna göre; her şeyin daha iyi anlatılabileceği bir yol vardır. Yeter ki onu bulmaya, uygulamaya ve ufkumuzu bu doğrultuda genişletmeye uğraşın...
Duygu ve Düşünce