"Mesnevi'ye inceleme yazmak haddimiz değil ama onu anmamak da vefasızlık ve aşk gayretine mügayir":
Mesnevi'ye kağıdın üstüne neşredilmiş bir kitap demek mecaz... Mesnevi'yi her gün az da olsa düzenli bir şekilde okumak, bir insan-ı kamil'in dünya görüşüne kendini akort etmek, onun haline bürünmek demek, amaç bu. Mevlana Hazretleri gibi düşünmek, onun gibi görmek, onun gibi olayları okumak. Mevlana Hazretleri de Peygamber Efendimiz (as)'ın kamil varisleri olduğu yönden aslında Peygamberimiz'e kendimizi odaklıyoruz. Ve Hz Peygamber de Hakk'ın en kamil mazharı olduğu için aslında Hakk'ın görüşünde kendimizi eritiyoruz. Ve bütün bunları o kadar sadelik içinde yapması. Yani zahiri basit hikayeler perdesinde. Bu şekilde biz avam da işin içine dahil olabiliyoruz istidadımızca. Tekrar tekrar okumak ve tefekkür etmekle o hikayelerin binbir mana boyutu kişide açılır. Bu yüzden kesinlikle bırakılmaması gereken bir eser. Şefik Can tercümesi ise birçok kişinin Mesnevi deryasına kolay bir şekilde, bir ön tasavvufi bilgiye ihtiyaç duymadan girmesine vesile olan harika bir tercüme. Şerhte bazı tartışılan ve batı dünya görüşü etkisinde kalan kısımlar olabilir. Ama genele vurursak bunlar armudun sapı üzümün çöpü mesabesinde kalır. Son derece önemli ve feyzli bir tercümedir. Ayrıca eserde konuların uzun uzun açıklanmaktan kaçınılıp şerhin tabiri caizse kişiye bırakılması da çok güzel. Bence asıl şarih zamanla eseri okuyarak biz olmalıyız. Yoksa sürekli aynı açıklamaları okumak değil olay. Her okuyuşumuzda hikayenin batınına bir derece daha yaklaşmak... Ama elbette ilk okurken de ilk manadan sapmamak için ufak bir izah gerekiyor, bu şerh de bunu gayet sağlıyor. Allah rahmet eylesin Şefik Can Hoca'ya. Mesnevi ile meşgul olmuş gelmiş geçmiş tüm insanları da selam ve rahmetle yad