Naile Sultan Öztürk

Bu şekilde Ukleja, Aba Kozienicki'den boşalan, yani her erkeğin yaşamında bir arkadaş ve rehber için ayrılan yeri almıştı: O kişi olmadan bir erkek, arkasını döndüğü anda her köşeden sinsice çıkan, kaotik ve karanlık bir dünyada sadece yalnız, anlaşılmamış bir savaşçı olarak kalırdı.
Sayfa 199·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Öldürmek, hareket hakkını almayı kapsar, ne de olsa yaşam harekettir. Öldürülmüş bir beden hareket etmez artık. Bir insan, bir bedendir. Ve bir insanın deneyimlediği her şeyin bedende başlangıcı ve sonu vardır.
Sayfa 191·Kitabı okudu
Yukarıya doğru bakmıştı: Gökyüzü, Tanrı' nın insanları içine kapattığı teneke bir kutunun kapağı gibiydi.
Sayfa 175·Kitabı okudu
Bu dünyada, Kabil, Habil ile tarlada karşılaşmış ve ona demiş ki: "Yasa ve yargıç yok! Öteki dünya yok, doğrular için bir ödül ve kötüler için ceza da yok. Bu dünya isteyerek yaratılmadı, sevecenlikle yönetilmedi. Neden senin kurbanın kabul edilsin de benimki edilmesin?" Habil demiş ki, "Benimki kabul edildi, zira ben Tanrı'yı seviyorum, seninki reddedildi, zira sen Ondan nefret ediyorsun. Senin gibileri hiç var olmamalı." Ve Habil, Kabil'i öldürmüş.
Sayfa 138·Kitabı okudu
TANRI'NIN ZAMANI Zamanın sınırlarının ötesinde olan Tanrı'nın, Kendini zamanın içinde ve dönüşümlerinde göstermesi gariptir. Eğer Tanrı'nın "nerede" olduğunu bilmiyorsanız -ki insanlar böyle sorular sorarlar- değişen ve hareket eden,bir şekle uymayan, dalgalanan ya da ortadan kaybolan her şeye bakmalısınız: Denizin yüzeyine, güneşin halesinin dansına, depremlere, kıtasal sürüklenmeye, karların erimesi ve buzulların hareketine, nehirlerin denize akmasına, tohumların filizlenmesine, dağlara şekil veren rüzgara, annesinin karnında gelişen fetüse, gözlerin çevresindeki kırışıklıklara, mezarda çürüyen bedenlere, olgunlaşan şaraplara veya yağmurdan sonra çıkan mantarlara. Tanrı, her süreçte mevcuttur. Tanrı, her dönüşümde atan bir nabızdır. Bir vardır, bir daha az vardır, bazen de hiç yoktur. Ancak yokken bile, Tanrı Kendini açıkça gösterir. İnsan -aslında sürecin bizzat ta kendisidir- kalıcı olmayanlardan ve sürekli değişenlerden korkar, var olmayan bir şeyi icat etmesinin nedeni de işte budur -değişmezlik ve sonsuz ve değişmeyenin mükemmelliğini geçerli kabul eder. Böylece, Tanrı'ya değişmezlik yüklemiş ve Onu anlama yeteneğini bu şekilde yitirmiştir.
Sayfa 134·Kitabı okudu