TANRI'NIN ZAMANI
Zamanın sınırlarının ötesinde olan Tanrı'nın, Kendini zamanın içinde ve dönüşümlerinde göstermesi gariptir. Eğer Tanrı'nın "nerede" olduğunu bilmiyorsanız -ki insanlar böyle sorular sorarlar- değişen ve hareket eden,bir şekle uymayan, dalgalanan ya da ortadan kaybolan her şeye bakmalısınız: Denizin yüzeyine, güneşin halesinin dansına, depremlere, kıtasal sürüklenmeye, karların erimesi ve buzulların hareketine, nehirlerin denize akmasına, tohumların filizlenmesine, dağlara şekil veren rüzgara, annesinin karnında gelişen fetüse,
gözlerin çevresindeki kırışıklıklara, mezarda çürüyen bedenlere, olgunlaşan şaraplara veya yağmurdan sonra çıkan mantarlara.
Tanrı, her süreçte mevcuttur. Tanrı, her dönüşümde atan bir nabızdır. Bir vardır, bir daha az vardır, bazen de hiç yoktur. Ancak yokken bile, Tanrı Kendini açıkça gösterir. İnsan -aslında sürecin bizzat ta kendisidir- kalıcı olmayanlardan
ve sürekli değişenlerden korkar, var olmayan bir şeyi icat etmesinin nedeni de işte budur -değişmezlik ve sonsuz ve değişmeyenin mükemmelliğini geçerli kabul eder. Böylece, Tanrı'ya değişmezlik yüklemiş ve Onu anlama yeteneğini bu şekilde yitirmiştir.