"Anayasalar eninde sonunda mutlak tiranlığa dönüşür, dedi Paul. "Onlar ezici olabilecek kadar organize olmuş güçlerdir. Anayasa harekete geçirilmiş toplumsal güçtür ve vicdanı yoktur. Ayrım gözetmeksizin herkesi ezebilir, insanlık onurunu ve bireyselliği ayaklar altına alabilir. Kararsız bir denge noktasına sahiptir ve sınırları yoktur. Ama benim var. Halkımı korumak adına, bir anayasa hazırlanmasına izin vermiyorum. Kararname, günün tarihi, vs. vs."
Tek istediğim, dönüp arkama bakarak şöyle demekti: "Bakın! O hayat beni hapsedemedi. Bakın! Sırra kadem basıyorum! Bir daha hiçbir kısıtlama, insanların hiçbir tuzağı beni kapana kıstıramaz. Dinimi reddediyorum! Muhteşem bir an yaşıyorum! Özgürüm!"
Paul birden dedesinin bir sözünü anımsadı: "Yöneten, yönetilene karşı değişmez bir sorumluluk üstlenir. Sen bir çiftçisin. Dolayısıyla da zaman zaman, sırf yönettiğin insanlar eğlensin diye, bencillikten uzak bir sevgi gösterisinde bulunman gerekecek."