Naile Sultan Öztürk

Onu yakalayacak, sımsıkı kendime bastıracaktım. Ama ona son bir defa sarılmakla yetindim, cildime dağlamak istermiş gibi sıkı sıkı kucakladım. Sonra adamların arasında yerini almasını, gökyüzüne karşı siluet halinde pruvada durmasıni seyrettim. Dalgalardan fışkıran işık gümüş rengiydi. Hayırla gitmesini dileyerek elimi kaldırdım ve oğlumu dünyaya verdim.
Sayfa 364·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
En sevdiğim yönlerinden biriydi bu, dünyayı mücevhermiş gibi hayranlıkla seyretmesi, ışığı yansıtsın diye yüzlerini bir o tarafa bir bu tarafa çevirmesi. Ustaca yapılmış bir tekne, sağlam yetişmiş bir ağaç, iyi anlatılan bir hikâye, her biri onun için zevkti.
Sayfa 318·Kitabı okudu
İki çocuğu vardı, ikisini de açıkça görememişti. Ama belki de hiçbir anne baba evladını gerçekten göremez. Baktığımızda sadece kendi hatalarımızın bir yansımasını görüyoruz...
Sayfa 318·Kitabı okudu
Ona cevap vermezdim, hayal kırıklığına uğramış gibi yapmasına karşın, tuhaf bir biçimde bundan memnun olduğunu kavramaya başlamıştım. Çaldığında açılmayan bir kapı, başlı başına bir yenilik, aynı zamanda bir tür ferahlamaydı. Bütün dünya içini ona döküyordu. O da kendi içini bana.
Sayfa 223·Kitabı okudu
Bir erkeğin ayaklarını yere sağlam basmasını sağlayan şeyleri yapmalarına fırsat kalmadan savaşa götürdüm onları. Yola çıktıklarında evli değillerdi. Çocukları yoktu. Hasadın cılızlığı yüzünden kilerlerinin kıyısını köşesini kazımak zorunda oldukları seneler geçirmediler, tasarruf etmeyi öğrenebilecekleri bereketli yılları da olmadı. Anneleriyle babalarının yaşlanıp elden ayaktan düşmesini seyretmediler. Öldüklerini görmediler. Korkarım ki yalnızca gençliklerini değil, yaşlılıklarını da çaldım onlardan.
Sayfa 224·Kitabı okudu