Naile Sultan Öztürk

Gini Katsayısı
Italyan sosyolog Corrado Gini tarafından 1912 yılında ortaya atılan Gini katsayısı, bir nüfustaki gelir veya servet eşitsizliğinin ölçüsü dur. Genellikle 0 ile 1 arasında bir kesirle ifade edilir, anlaşılması kolaydır, çünkü 0 herkesin eşit miktarda servete sahip olduğu durumdaki katsayı, 1 ise bir kişinin her şeye sahip olduğu ve digerlerinin hiçbir şeye sahip olmadığı durumdaki katsayıdır. Yirmi birinci yüzyılın ortalarında, gerçek dünyada, sosyal demokrasiler gibi düşük Gini katsayısına sahip ülkeler genellikle 0,3'ün biraz altındayken, son derece eşitsiz koşullardaki ülkeler 0,6'nın biraz üzerindedir. ABD, Çin ve diğer birçok ülke, Gini katsayılarının ne-oliberal dönemde 0,3-0,4'ten 0,5-0,6'ya fırladığına şahit olmuştur. bu eşitsizlik artışından en çok zarar gören halkların gıkı bile çıkmazken, zarar görenlerin çoğu da göreli yoksullaşmalarını artıracak politikacılara oy vermektedir. İşte hegemonyanın gücü: belki yoksuluz ama en azından vatanseveriz! En azından kendi ayaklarımızın üzerinde duruyoruz ve başımızın çaresine bakabiliyoruz, vs. oradan da erkenden mezara; zira bu ülkelerdeki yoksul vatandaşların orta-lama yaşam süresi, varlıklı vatandaşlarınkinden çok daha kısadır. Ortalama yaşam süreleri de, bu nedenle, on sekizinci yüzyıldan bu yana ilk kez düşmekte.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Peki, herkese yetecek kadar enerji var mı? Evet. Herkese yetecek kadar yiyecek var mı? Evet. Herkese yetecek kadar konut? Olabilir, bu konuda gerçek bir sorun yok. Giyim için de aynı şey geçerli. Herkese yeterli sağlık hizmeti verilebilir mi? Henüz değil ama olabilir, bu, insanlarım eğitimi ve küçük teknolojik nesneler yapmakla ilgili bir mesele, bu konuda gezegensel bir engel yok. Eğitim de aynı şekilde. Yanı iyi bir hayatın tüm gereklilikleri, yaşayan herkesin ulaşabileceği kadar bol. Yiyecek, su, barınak, giyecek, sağlık hizmetleri, eğitim. Herkes için yeteri kadar güvenlik var mı? Güvenlik, insanın kendisi ve çocuklarının yukarıda sıralanan şeylere sahip olacağından emin olduğunda hissettiği duygudur. Dolayısıyla güvenliğin türetilmiş bir etki olduğu söylenebilir. Herkes için yeterli güvenlik olabilir, ancak yalnızca herkes güvende ise. Eğer yaşayan insanların yüzde biri hem herkesin işini kontrol ediyor, hem de bu işlerin getirilerinden payına düşenden çok daha fazlasını alıp eşitlik ve sürdürülebilirlik projesini ellerinden geldiğince baltalıyorlarsa, bu projeyi gerçekleştirmek daha da zorlaşacaktı. Bunu söylemeye bile gerek yok ama söylenmesi gerekiyor. Açık olmak gerekirse, özetle: her şeyden herkese yetecek kadar var. Dolayısıyla yokluk içinde yaşayan insan kalmamalıdır. Daha fazla milyarder de olmamalıdır. Yeterlilik bir insan hakkı olmalıdır, kimsenin altına düşemeyeceği bir zemin, aynı zamanda da kimsenin üstüne çıkamayacağı bir tavan olmalıdır. Yeterli olana kanaat etmek ziyafet çekmekten iyidir, hatta çok daha iyi.
Sayfa 63·Kitabı okudu
8/10
·180 syf.··
2025 52. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2025 13:47
Marslılar ve diğer Gezegenlilerin büyük bir siyasi sistem içerinde barış ieçrisinde yaşadıkları bir dönemde geçiyor olaylar. Lorenzo Smythe isimli bir aktörden güzel bir ücret karşılığında birinin dublörü olması isteniyor. Teklifi kabul eden kahramanımız dublörü olacağı kişinin uzay imparatorluğu muhalefet parti lideri Bonforte olduğunu öğrendiğinde artık başka bir gezegendedir. Bonforte’nin kaçırıldığını, bunun herkesten gizlendiğini ve onun katılacağı büyük törene Bonferte’nin yerine katılacağını öğrendiğinde artık işler iyice karışmıştır. Olaylar bundan sonra çılgın bir karmaşa ile devam eder ve sonunda kim aslında kimdi derken bulursunuz kendinizi… Benlik kavramını sorgulatan çok ama çok güzel bir kitap..
İkiz YıldızRobert A. Heinlein · Metis Yayınları · 199575 okunma
6/10
·216 syf.··
2025 53. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 10:45
Kadın cinayetlerini konu eden bir roman. Annesi, babası tarafından gözleri önünde öldürülen bir kız çocuğunun devam eden süreçte yaşadıkları, hissettikleri ve hissedemedikleri anlatılıyor kitapta. Kadın cinayetlerinin önemi açısından roman oldukça önemli olsa da bazı karakterlerin tam oturmadığını düşünüyor insan okurken. Sevglisini Prag'a gezmeye götürecek adam ile ana karakterin evli olduğu adamın aynı kişi olması bana göre imkansız. O karakterin asla yapmayacağı şeyler yapıyor çünkü... 3. Sayfa haberi okumuş gibi hissettim kitap bitince..
Cennette GibiyimSibel K. Türker · İthaki Yayınları · 2024246 okunma
6/10
·336 syf.··
2025 54. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 17:21
Perihan Uygur isimli baş karakteri ben bu kitap ile tanısam da aslında Mezun Cinayetleri, Perinin Ölümü, Tehlikeli Şarkılar isimli kitaplarda bol bol macera yaşamış bir hatun kişiymiş kendisi. Seriyi okumak zorunda değilsiniz zira hepsinde aynı karakterler olsa da başka hikayeler anlatılıyor. Alp Soykan isimli zamanının eski milletvekili, iş insanı, medya patronu ve sağlam zengini olan kişinin Kıbrıs’ta bir cinayete kurban gitmesi ile başlıyor kitap. Perihan Uygur ve Ayla karakterinin geçmişi ara ara anlatılarak yeni okuyucu ile tanıştırılıyor. Yelda Kansu isimli savcının dramatik geçmişi ile beraber olaya dahil olması ve Perihan’ın taviz vermez duruşunu görüyoruz ilerleyen aşamalarda… Olaylar, olaylar derken cinayeti çözüyor sevgili Perihan ve Ayla ikilisi… Ben polisiye okumaya bayılırım o yüzden keyifli geçti ama ne kadar sağlam bir polisiye derseniz öyle sonunda ohaaa dedirtecek cinsten değil. Ortalarında iyi kötü çözüyorsunuz meseleyi… Ama Perihan karakterini ve Tuna Kiremitçi' nin kadın karakterleri ön planda tutmasını çok sevdim kitapta. Keyifliydi..
KumarbazTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2025302 okunma