Nakba Günü
Nakba Gününde yüzlerce Filistinli köy yerlebir edilerek haritadan silindi. Yüzlerce köy y*hudiler tarafından işgal edildi. On binlerce insan şehit edildi. Sağ kalan bir milyona yakın insan ise kendi yurtlarında mülteci konumuna düştü. Ünlü Filistin şairi Mahmud Derviş kendisinin de yaşadığı mültecilik ile ilgili şunları söylüyor: "Yolun güney tarafında kalan babana ve dedene ait toprakları şimdi Yemen'den gelen yahudi göçmenler ekip biçiyorlar. Ülkeye girmeden önce onlar için ve çocukları için her şey düşünülmüştü. Aynı anda senin de geleceğini belirttiler. Ancak onlar vatandaş oldu, sen mülteci. Ayaklarını vatanının toprağına bastığında seni mahkemenin önüne sürüklüyorlardı, mahkemeden de sürgüne. Hakkını savunduğunda ise seni bazen düşmanlıkla bazen de gerçek dışı olmakla suçluyorlardı. İşte o an vatanın ne demek olduğunu anlarsın, hakkın ve toprağın uğruna ölmeyi göze almak olduğunu anlarsın. Vatan sadece toprak değildir, hak ve topraktır. Senin hakkındır ama toprak onlarda. Toprağa zorla el koymuşlar ve şimdi elde edinilmiş bir haktan bahsediyorlar. Hak dedikleri tarih ve anılardan ibarettir oysa. Toprak ve güç onlarda. Sende ise güç yok. Hem toprağını hem tarihini hem de hakkını kaybettin." Necip Fazıl'ın "Öz vatanında garipsin, öz vatanında parya." dediği... Nakba, Filistin'in işgalinin, Filistinli mülteci sorununun, s*yonist İ*rail devletini ve resmi y*hudi zulmümün başlangıcıdır. Unutmayalım. Unutursak "hak iddiasında" bulunan zalime hak veremeye başlarız. Yardım talebinde bulunarak gemilerle Filistin limanına gelen Y*hudilerin kendilerine kucak açan halkı şimdi nasıl katlettiğini ve onlar üzerinde nasıl bir soykırım gerçekleştirdiğini unuturuz.
Filistin
15 Mayıs Nakba Günü
15 Mayıs 1948 Nakba Günü'nde işgalci İ*rail tarafından 500'den fazla Filistin köyü yerle bir edildi. Birçok köy de işgal etti. "Büyük Felaket" anlamına gelen Nakba Günü'nde İ*rail, en az 15.000 Filistinli'yi şehit etti. Filistinlilerin topraklarına, mallarına, mülklerine ve haklarına el koydu. Nakba, yağmalardan sağ kalabilen 800.000 Filistinli'nin yakın Arap ülkelerine kitlesel göçü ile sonuçlandı ve Filistinli mülteci sorununun da başlangıcını oluşturdu. Bugün 6 milyondan fazla Filistinli, eli kanlı katil devlet nedeniyle vatanlarından uzakta yaşamakta ve işgal edilen evlerine geri dönecekleri günü beklemektedir. Filistin'de Nakba bir gün değil her gündür. 1948'den beri haksız işgal ve soykırım devam ediyor. Filistin zulmüne sessiz kalarak zalimin ortağı olma! Araştır, öğren, paylaş ve yay!
Filistin
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Vadedilmiş topraklar mevzusu
Yahudilikte kim Yahudi sayılır? Genel kabul gören görüşe göre anne tarafından Yahudi olanlar Yahudi’dir. Din ve ırk burada iç içe geçmiştir. Kökenleri MÖ 2000’li yıllara dayanır. Hz. İbrahim (İbrahim Peygamber), Tanrı’nın emriyle Ur şehrinden ayrılarak Kenan diyarına (bugünkü Filistin/İsrail bölgesi) göç eder. Burada Tanrı ile bir ahit (sözleşme) yapar: “Bu topraklar senin ve soyunun olacaktır.” Bu, Vaat Edilmiş Topraklar kavramının başlangıcıdır. İbrahim’in iki oğlu olur: İsmail (annesi Hacer) → İslam geleneğinde Arapların atası kabul edilir. İshak (annesi Sara) → Yahudilerin atası olarak görülür. İshak’ın oğlu Yakup’a Tanrı “İsrail” adını verir. Böylece Yakup’un 12 oğlundan gelen topluluğa İsrailoğulları (Children of Israel) denir. Bu 12 kabile, Yahudilerin temelini oluşturur. Bugün Yahudilerin büyük kısmı özellikle Yahuda ve Benjamin kabilelerinden gelir; diğer kabileler tarih içinde asimile olmuştur. Mısır Köleliği ve Çıkış (Exodus) Yakup’un soyu zamanla Mısır’a yerleşir (Yusuf’un Mısır’da vezir olması, kıtlık nedeniyle ailenin Mısır’a gitmesi). Zamanla sayıca çoğalırlar ve Mısır firavunları tarafından köleleştirilirler. Musa (Hz. Musa) peygamber olarak çıkar, İsrailoğulları’nı kölelikten kurtarır. Ünlü Kızıldeniz’in yarılması olayı gerçekleşir. Sina Dağı’nda On Emir’i alırlar. Musa, onları Kenan diyarına geri götürmeye çalışır ama kendisi oraya giremeden ölür. Kenan Diyarına Dönüş ve Krallık Dönemi Filistinlilerle (o dönemki yerli halk) uzun çatışmalar yaşanır. Sonunda Şaul ilk kral olur, ardından Davud (David) gelir. Davud, Kudüs’ü fethederek başkenti yapar. Oğlu Süleyman (Solomon) döneminde krallık en güçlü zamanını yaşar. Süleyman, Birinci Tapınak’ı (Solomon Tapınağı) Kudüs’te inşa eder. Bu tapınak, Yahudilik için çok önemlidir. Krallık sonra ikiye
Alıntı
KİBİR VE IRKÇILIK 1
İblis cennetten Allah’ı inkar ettiği için kovulmaz; kibrinden kovulur. Ve bu kibrini, tarih boyunca insan biçiminde yeniden sahneler, bitmeden yorulmadan… Allah, Hz. Âdem’i yaratır ve meleklere secde etmelerini emreder; bütün melekler secde eder, yalnızca İblis etmez. Gerekçesi nettir: “Ben ondan daha hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan.” (A’raf, 12). Gazâlî için kibir, insanın en tehlikeli ahlâkî bozukluğudur; çünkü hem Allah’a hem de diğer insanlara karşı kurulmuş eş zamanlı bir isyandır. Bu çerçeveden bakıldığında, İblis’in secde etmeyi reddi yalnızca bir itaatsizlik değil, bir sınıflandırma eylemidir: “Ben üstündeyim, o aşağıdadır.” Bu cümle; sömürgecilik belgelerinde, ırk yasalarında, etnik kıyım fermanlarında ve bugünün duvar inşaatı söylemlerinde de — farklı dillerle ama aynı mantıkla — karşımıza çıkar. Irkçılık, insanlık tarihine yayılan kadim ve çok biçimli bir hastalıktır; modern bilim bu hastalığın yalnızca mağdurları değil, taşıyıcıları da psikolojik olarak zehirlediğini göstermektedir. Hastalığın kökü kibirdedir, yakıtı yalnızlık ve sosyal çözülmedir, yaydığı zemin ise her çağda yeniden biçimlenen “öteki” imgesidir.  Tarihe hastalık metaforuyla bakıldığında ilk dikkat çeken şey şu olacaktır: Irkçılık hiçbir zaman aynı yüzle gelmemiş. Virüsler gibi mutasyona uğramış, her çağın beden sıvısına uyum sağlamış. Kimi zaman tanrısal bir hiyerarşi diliyle konuşmuş, kimi zaman bilimin kavramlarına büründürülmüş, kimi zaman da demografik kaygı ya da güvenlik tehdidi retoriğiyle sunulmuş. Değişmeyen tek şey, özündeki mantık: Bazı insanların diğerlerinden doğaları gereği farklı, aşağı ya da tehlikeli olduğu iddiası. Bu iddianın şekli değişmiş belki ama işlevi hiç değişmemiş. Antik dünyada ötekileştirme, ırk kategorisi üzerinden değil, medeniyet ve
Tarih-Araştırma
Mutlu olmak için bir sebep söyleyin😓
1000Kitap
Wattpad'te yıllardır kitap olmasını beklediği kitabın yarın kitap kapağını duyurulacağını öğrendim, mutlu olmak için nedenler var canlar