Osmanlı’nın izini taşıyan bu tarih kokan topraklardan ayrılma vakti. Tefekkürü bolca ettiğimiz yemyeşil ormanları, saraylara benzeyen camiileriyle gönülde taht kuran bu memleketten ayrılmak hüznü de yanında getiriyor. Her güzel şeyin bir sonu vardır.Tekrar buralara gelebilmek dileğiyle.
Eyvah! Aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik. Evet, şu güzeran-ı hayat bir uykudur, bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar gider.
Yâ Rab! Madem çare-i necat budur. Senin yolunda o cüz-i ihtiyarîden vazgeçiyorum ve enaniyetimden teberri ediyorum. Tâ senin inayetin, acz ve zaafıma merhameten elimi tutsun. Hem tâ senin rahmetin, fakr u ihtiyacıma şefkat edip bana istinadgâh olabilsin, kendi kapısını bana açsın.