nalân

"Evet, çok defa, bir kimse savaşta silahlarını bırakmakla, düşmanlarının önünde diz çökmekle ölümden kurtulabilir; her şeyi söylemeği, her şeyi yapmayı kabul eden bir kimse için her türlü tehlike karşısında ölümden kurtulmanın daha birçok çareleri vardır; yalnız şuna iyice inanınız, yargıçlarım, asıl mesele, ölümden sakınmak değil, haksızlıktan sakınmaktır; çünkü kötülük ölümden daha hızlı koşar" Sokrates'in Savunması
Hukuk
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
hayatımızda sonu denize çıkan arnavut kaldırımlarını adımladığımız ya da nefesimizin kesileceğini sandığımız dik yokuşları tırmandığımız dönemler olur. kimi vakit her şey yatağında akan bir su gibi akar gider, kusursuzdur. bazen de zamanın, o kötü dönemde işlemeye devam ettiğinden şüpheye düşeriz, öyle ki hiç bitmeyecek sanarız. elbette geçer. her şeyden önce, bize verilmiş bir vaad var: "şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır, gerçekten güçlükle beraber bir kolaylık vardır." inşirah. bugün namaz kılarken bir şey fark ettim. namaza dik durarak başlarız. ardından belimiz bükülür, rükûya gideriz, sonra tekrardan kalkarız ayağa, dimdik. en son secdeye kapanırız. tıpkı hayatlarımızın kısa bir özeti gibi, mecâzen yükselip alçaldığımız aşamalar vardır. fakat benim ruhumu okşayan asıl mesele şu: namazda rabbimize en yakın olduğumuz yer secdedir. uzun uzun beklemenin en kıymetli olduğu yer secdedir. mecâzen, dipte olduğumuz nokta. "yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet peygamber’e, beraberindeki iman edenler; 'Allah’ın yardımı ne zaman?' dediler. bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır. belki de günahlarınıza kefâret olacak zor günlerden geçiyorsunuz, endişe etmeyin: "şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır." ruhunuza şifâ olsun.
"'Kadın' kelimesinin 'kadına karşı şiddet' ibaresi dışında kullanımı yaygın değildir."
Hukuk
Medeni Hukuk ve Kadın
"Öyle ki, kadın evlenirken kocanın soyadını kullanma zorunluluğunda bırakıldığı gibi, boşanırken de almakta zorunlu bulunduğu bu soyadını bırakmak için zorlanmaktadır. Soyadının kişilik hakkı kapsamında manevi bir değer sayılması göz önüne alındığında, kadının bu manevi değeri koruyup kullanabilmesi hususunda özgür olmamasıdır asıl sorun. Burada kadının soyadı üzerinden toplumsal cinsiyete dayalı politikaların ne şekilde gerçekleştiğini, ataerkil kabullerin ve giydirilmiş kimliklerin yasama ile yargı tarafından yeniden nasıl üretildiğini görmek zor olmayacaktır." Cemile Turgut Hukuk Defterleri Dergisi Sayı 12
Hukuk
Belgesel Önerisi
The True Cost (Gerçek Bedel), moda sanayinin gerçek yüzünü, kıyafetlerimizin arkasındaki yaşamları, Fast Fashion(Hızlı Moda)'nın sebep olduğu trajedileri yansıtan harika bir belgesel. Günlük yaşamımızda her an, hayatımızdaki problemlerin çözüm yolunun tüketimden geçtiği mesajını içeren reklamlara maruz kalıyoruz. O parfümü alırsan koku fark edilmeni sağlayacak, o araba karşı cinsin sana bakışını değiştirecek, o şampuan herkesin sana hayran olmasını sağlayacak ve daha nicesi.. Ben bu yazıyı yazarken bile bilgisayarımın ekranında saniyede 4 eşarp modeli görüyorum. Her an tüketerek, satın alarak mutlu olabileceğimize, sorunlarımızı çözebileceğimize inandırılmaya çalışıyoruz. Peki gerçek bu mu? Tüketerek mutlu olabiliyor muyuz? Tüketimimizin etkilerinin farkında mıyız? Her yıl 80 milyarın üzerinde giysi alıyoruz, bu rakam 20 yıl öncesinden yüzde 400 fazla. Peki bu artışın sebebi nedir? Maliyet mi düştü ya da biz mi daha zenginiz? Üzgünüm hayır! Her şey basit bir döngüden ibaret: daha fazla kâr için daha fazla satış, daha fazla satış için daha ucuz ürünler, daha ucuz ürünler için daha düşük maliyetler ve daha düşük maliyetler için daha ucuz iş gücü. Firmalar rekabet ederken bize yansıtmadıkları ücretleri Bangladeş'te, Kamboçya'da günlük 3 dolara çalışan işçilerden ve çevreden çıkartmaktalar. Dünyada yaklaşık 40 milyon giyim işçisi var ve bunların yaklaşık 4 milyonunu Bangladeş'te günlük 3 dolardan daha az asgari ücretle dünyadaki giyim işçileri arasında en az kazanan kadınlar oluşturuyor. Neden Bangladeş çünkü Bangladeş'te toplu haklar yok, sendikal haklar yok, annelik yardımı yok, emekli maaşı yok ve asgari ücret çok düşük. Kısacası tüm şartlar küresel firmalara uygun. Buna rağmen sürekli bu firmalar tarafından, üretimi daha düşük maliyetli ülkelere kaydırma tehdidi