The True Cost (Gerçek Bedel), moda sanayinin gerçek yüzünü, kıyafetlerimizin arkasındaki yaşamları, Fast Fashion(Hızlı Moda)'nın sebep olduğu trajedileri yansıtan harika bir belgesel. Günlük yaşamımızda her an, hayatımızdaki problemlerin çözüm yolunun tüketimden geçtiği mesajını içeren reklamlara maruz kalıyoruz. O parfümü alırsan koku fark edilmeni sağlayacak, o araba karşı cinsin sana bakışını değiştirecek, o şampuan herkesin sana hayran olmasını sağlayacak ve daha nicesi.. Ben bu yazıyı yazarken bile bilgisayarımın ekranında saniyede 4 eşarp modeli görüyorum. Her an tüketerek, satın alarak mutlu olabileceğimize, sorunlarımızı çözebileceğimize inandırılmaya çalışıyoruz. Peki gerçek bu mu? Tüketerek mutlu olabiliyor muyuz? Tüketimimizin etkilerinin farkında mıyız? Her yıl 80 milyarın üzerinde giysi alıyoruz, bu rakam 20 yıl öncesinden yüzde 400 fazla. Peki bu artışın sebebi nedir? Maliyet mi düştü ya da biz mi daha zenginiz? Üzgünüm hayır! Her şey basit bir döngüden ibaret: daha fazla kâr için daha fazla satış, daha fazla satış için daha ucuz ürünler, daha ucuz ürünler için daha düşük maliyetler ve daha düşük maliyetler için daha ucuz iş gücü. Firmalar rekabet ederken bize yansıtmadıkları ücretleri Bangladeş'te, Kamboçya'da günlük 3 dolara çalışan işçilerden ve çevreden çıkartmaktalar. Dünyada yaklaşık 40 milyon giyim işçisi var ve bunların yaklaşık 4 milyonunu Bangladeş'te günlük 3 dolardan daha az asgari ücretle dünyadaki giyim işçileri arasında en az kazanan kadınlar oluşturuyor. Neden Bangladeş çünkü Bangladeş'te toplu haklar yok, sendikal haklar yok, annelik yardımı yok, emekli maaşı yok ve asgari ücret çok düşük. Kısacası tüm şartlar küresel firmalara uygun. Buna rağmen sürekli bu firmalar tarafından, üretimi daha düşük maliyetli ülkelere kaydırma tehdidi