Ah Burçak ah!
"Işık gibi parlak, yağmur gibi tazesin. Mutluluk tam senin içindi, senin hakkındı. Ah kader ah!"
"Ne garip daha 15 yaşındayım, hayatın yarısı bile değil, henüz çeyreği."
Canım Burçak, Bu cümleyi not düştüğünde günlüğüne hastalığını yeneli bir yıl olmuştu. Bir yıl geçmişti onmaz acılar içinde kıvranmanın, yanlış tedaviden medet ummanın, ağzından midene kadar yaralar içinde kalmanın, hayatının en büyük mücadelesini vermenin, kazanmanın, kaybetmenin, düşmenin, kalkmanın, aşık olmanın, nefret etmenin, yıkılmanın, ayağa kalkmanın üzerinden, koca(!) bir yıl geçmişti... Fakat Burçak, en acısı, en acısı 'sonsuzluğa doğmana' beş ay vardı, sen hayatın çeyreğinde olduğunu sanarken... Ve ruhunu Yaradana teslim ettiğinde ise Burçak, yani 11'inde 95 Mayıs'ının, doğum gününe dört gün vardı. Ve en büyük hayalin gerçek olalı bir yıl olmuştu henüz. O zamandı Amerika'da hiç hasta olmamış gibi dolaşman, eğlenmen. O zamandı yeni doğmuş gibi başlaman hayalindeki hayata. O zamandı Burçak, hiç hayal kırıklığına uğramamış olman Amerika'dan. Henüz hasta bile değilken Burçak, bu günlükle ünlü olmayı dilemiştin. Ve bir şarkıcı, dansçı ya da oyuncu olmayı. Eğer aramızda olsaydın şüphesiz olacaktın da Burçak. Seni güzelliğin, zekiliğin, cesaretin ve şimdi hepimize rehber olacak olan ışığınla tanıyacaktık.
Sevgili Burçak, şimdi ne yazsam, ne söylesem, ne hissettiğimi anlatmaya kifayetsiz... Işıklar içinde yatasın... Dilerim yeryüzüne bıraktığın ışığın, cesaretin, direncin, yaşama sevincin, umudun ve sevgili izin hepimize yol göstersin. Son olarak Burçak, ben de baban gibi,
"Sabahları
Hasta uyanmanı istiyorum
Hastaysan eğer
Yaşıyorsun demektir."
Burçak'ın hastalığından önce tutmaya başlayıp sonsuzluğa doğana kadar devam ettiği sıcacık günlüğü..
Keyifli okumalar!