O zamana kadar gizli kapaklı yollarla tadılan zevkler, şimdi açıkça satın alınabiliyordu. Ve bu... onların çekicilik gücünü de, onları arayanların sayısını da çoğaltıyordu. Eskiden erişilmez, uzak ve pahalı olan şeyler... kanunların ve geleneklerin yasak ettikleri şeyler... artık paralı ve kurnaz olan her kişi için erişilir hâle gelmişti. O zamana kadar tatmin edilemeyen veya gizli kapaklı yerlerde saklanan tutkuların, iştihaların ve ihtiyaçların şimdi az çok ya da büsbütün giderilmesi için açıkça çareler aranıyordu.
Ama insan her adımda, büyük bir makinenin ufak çarkları olduğunu ve arkasında uzun bir sıra halinde daha güçlü insanlarla daha büyük kuruluşlar bulunduğunu hissediyordu.
İşgalin dördüncü yılı gelmişti. Bir dereceye kadar her şey yatışmış, yerli yerine oturmuştu. Türklerin zamanındaki o tatlı ve sakin yaşam yoktu ama (bu zaten imkansızdı) yeni anlayışa göre her şey düzenleniyordu.
İnsan yirmi üç yaşında olur, kendini canlı ve güçlü duyar, bütün vücudu karıncalanırken... çevresi hep bahar kokuları, bahar fısıltıları ile dolarken, dikkatini yalnız bir şeye vermesi pek kolay değildir.
Mutsuz insanların felaketi bundan ileri gelir. Parlak ve erişilmez olan şeyler bir an için onlara kolayca erişilecekmiş gibi görünür ve bu istek bir kere içlerine yerleşti mi her şeye rağmen ona el uzatanlara getirecekleri felaketlerle tekrar erişilmez bir hale gelir.