"Baştan başlamamıza kim engel olabilir ki?" diye sordu.
Emma, "Hayır, dostum." dedi. "Ben yaşlandım artık... Siz çok gençsiniz. Unutun beni! Başkaları sizi sever... Siz de onları seversiniz."
Emma düşünüyordu. Nasıl olmuştu da o kadar akıllı olmasına karşın, bir kez daha yanılmıştı? Öte yandan, bütün yaşamını, sürekli özverilerle geçirmek acınacak garip bir davranıştı. Sahip olamadıklarını, evliliğini, aile bağlılıklarını, yaralı kırlangıçlar gibi çamura düşen düşlerini, istek duyduğu her şeyi, kendini yoksun ettiği her şeyi, her şeyi anımsadı! Niçin, niçin?
"...Siz benim ruhumda, tanrıça gibi, bir kaidenin üzerinde yüksek, sağlam, lekesiz bir yerdesiniz. Yaşamak için size muhtacım. Gözlerinize, sesinize, düşüncenize ihtiyacım var. Dilerseniz dostum, kız kardeşim, meleğim olun!"