Ne saçma! Sanki yalnızca hapishanede oturanlar bir şeye özlem duyabilirmiş gibi. Sanki özgür olanlar birşeye özlem duyamazmış gibi! Özgür bırakılmışsam özlem duymayacak mıyım? Ben şimdi özgürüm elbette, kuşlar gibi özgürüm; ama nasıl da özlem duyuyorum! Sana gelirken özlüyorum, senden ayrılırken özlüyorum, yanıbaşında otururken bile özlüyorum seni. Sahip olunan bir şeye özlem duyulabilir mi?
"Aşk hakkındaki şahsi görüşüm, her aşk ilişkisinin en fazla altı ay süreceği ve en uç noktaya kadar tadı bir çıkarıldı mı o ilişkinin sona ermeye mahkum olduğudur..."
"Bir olayın hatırlanabilmesi için zaman çizgisinde bizden ne kadar uzaklaşmış olması gerek; hatırasındaki özlemin artık ona yetişememesi için ne kadar uzaklaşmış olmalı..? Çoğu insanın bu bağlamda bir sınırı vardır; zamanca onlara çok yakın olanı da, zamanca çok uzak olanı da hatırlayamazlar. Ben sınır tanımıyorum. Dün yaşanılanı zaman çizgisinde bin yıl geriye itiyorum, hâlâ sanki dün olmuş gibi hatırlıyorum..."