Önünüze çıkan bir şeyin zevk için fotoğrafını çektiğinizi sanırken aslında onun fotoğrafını çekilmesini isteyen bir şey, sizin de kendi reklamını yapan ahlaksız bir dünya tarafından gizlice bu isteği yerine getirmekle görevlendirilmiş bir figürandan başka bir şey olmadığınız görülüyor.
Ortaya önce ticari mal sonra da reklam
çıkmamıştır.Bizzat metanın (ve dolayısıyla içinde yaşamakta olduğumuz göstergeler evreninin) içinde reklamcılık yapan, onun gülünç görüntüsü ve sunuluş biçimiyle bütünleşen bir kötülük meleği, bir trickster vardır. Dahi bir senaryo yazarının (belki de Kapitalizmin kendisi) bir hayal dünyasına çevirdiği dünyada bizler bu hayal dünyasını hayranlıkla seyreden kurbanlara benziyoruz.
Görünüşe göre, biz bizden önce tarih sahnesine çıkmış olanları sonsuza dek elden geçirip, yeniden işlemekle görevlendirilmiş bir topluma benziyoruz. Bu yalnızca politika, tarih ve ahlak değil, aynı zamanda bu konuda kendisine hiçbir ayrıcalık tanınmayan sanat alanı için de geçerli olan bir görüştür.