Görünüşe göre, biz bizden önce tarih sahnesine çıkmış olanları sonsuza dek elden geçirip, yeniden işlemekle görevlendirilmiş bir topluma benziyoruz. Bu yalnızca politika, tarih ve ahlak değil, aynı zamanda bu konuda kendisine hiçbir ayrıcalık tanınmayan sanat alanı için de geçerli olan bir görüştür.
Gerçeklik ilkesinin en saf karşılığı sermayedir.Sermaye gerçekliğin kendisi haline gelmiştir.Gerçekliği üreten sermaye sonunda gerçekliğin kendisine dönüşmüstür ancak ortadan kaybolurken gerçekliği de peşinden sürükleyecektir.
Dışarıdan alınan uyarımlar azaldıkça üstüne fazla düştüğümüz benimiz de sınırlarını çizemedigi icin belirsizleşiyor.Sonra kişisel gelişimcilerin dürtmeye çalıştığı milyonlarca insan, kaybolmuş bir kendileri oldugunu iddia eden halk ortaya çıkıyor.Modern zamanlarda bireysellesmenin tekinsizliği bu iste.Sadece baktıgı için herkes sergi bile yozlaşıyor.