Sanat Komplosu (Yeni Sanat Düzeni ve Çağdaş Estetik 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
499
Gösterim
Adı:
Sanat Komplosu
Alt başlık:
Yeni Sanat Düzeni ve Çağdaş Estetik 1
Baskı tarihi:
Eylül 2010
Sayfa sayısı:
98
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750508004
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le complot de l'art
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Jean Baudrillard, 1996'da Sanat Komplosu'nu yayınladığında, artık çağdaş sanatın varlık nedeni kalmadığını ilan ederek sanat çevrelerinde büyük bir skandala yol açtı. "Sanat, bayağılığa, atıklara, vasatlığa, değer ve ideoloji diye el koyuyor," diye yazmış, çağdaş sanatın hükümsüz olduğunu, bir hiç olduğunu belirtmişti. Bu "saldırı" karşısında bazı eleştirmen ve küratörler Baudrillard ismini defterlerinden sildiler; işi bilenlerse, yankılar uyandıran bu parlak "skandalın" şehvetli ürpertisini hissettiler yalnızca. Sanat hakkında ne söylendiği önemli değildi - yeter ki sanattan söz edilsin. Dünya çapındaki "Yeni Sanat Düzeni," öylesine güçlü ve göz kamaştırıcıydı ki, kendisine yönelik her türlü tehdidi kışkırtmaya da, bu tehditleri sindirip massetmeye de muktedirdi. Sanat Komplosu'nda Baudrillard da tam olarak bunu iddia ediyordu: Eleştiri bir eleştiri yanılsamasına, tüketim düzenine içkin bir karşı-söyleme dönüşmüştü. Günümüzde sanat, tıpkı herhangi bir ticarî işletme gibi, kariyer fırsatları, kârlı yatırımlar ve yüceltilmiş tüketim nesneleri sunuyor. Sanatla ilgisi olmayan her şey sanata dönüşmekte. Roland Barthes, "Amerika'da cinsel ilişki dışında her yerde cinsellikle karşılaşabilirsiniz," derdi. Şimdi her yerde sanat var, sanatta bile.
-Sylvère Lotringer-

Jean Baudrillard, 1968 devrimi ertesinde düşünce dünyasında yaşanan Paris merkezli radikal dönüşümün avangardıdır. Onun geliştirdiği "simülasyon", "hiper gerçeklik" gibi kavramlar bugün kültürel eleştirinin anahtarlarını oluşturur. Baudrillard'ın sanat hayat dizisinden yayınlamaya devam edeceğimiz çağdaş sanat ve estetik üzerine incelemeleri, çağdaş sanat üzerine düşünenlerin temel referansları sayılır.
(Tanıtım Bülteninden)
Sanat kavramı, olanı göstermek mi, olmayana bir dem vurmak mı?

Amerikan bestecilerinden John Cage’in 4.33 adlı piyano eseri aynen şöyledir: Piyanist sahneye çıkar, dinleyicileri selamlar taburesine oturur, piyanonun kapağını kaldırır, bir süre bekler. Sonra kapağı kapatır, biraz bekler ve yine kaldırır. Yine bekler. Ardından kapatır ve yine açar. Bu işi bir kaç kez yapar. Tamı tamına 4 dakika 33 saniye dolduğundaysa piyanonun kapağını kapatır, yerinden kalkar, dinleyiciyi selamlayıp kulisine döner. Bu eser 1950’lerin başlarında bestelenmiştir. John Cage’e göre; piyanonun kapağı açılınca 1. bölüm başlamış olur, kapatınca bölüm biter. Kapak ikinci açılışında 2. bölüm başlar… Yinelenen benzer eylemlerle bu dört bölümlü eser, tam 4 dakika 33 saniye sürer. Ama dikkat edin! Bu süre boyunca çıkan öteki tüm sesler de esere dâhildir. Mesela salondaki fısıltılar, topuk sesleri, alarmlı saatler, cep telefonları, “yeter kardeşim, çal da dinleyelim şu parçayı” homurtuları gibi. John Cage, Hint felsefesinde de bulunan “Sessizliği Dinlemek” görüngüsünden yola çıktığını söyler: “Bu dört buçuk dakika benimdir,” demek istiyor, “Sessizlik sunuyorum, o mekândaki bütün öteki rastlantısal seslerde sorumluluğumdadır.” Bütün müzik eserleri, sesler gibi suskuları da içerir. Sessizlikten yoksun, suskusuz bir müzik yapıtı asla düşünülemez.

Bu bağlamda, modern sanat öncesi klasik sanatta, var olan durumu anlatmak için mevcut kavramlar kullanılarak sanat icra edilirdi. Şimdilerdeyse; ister modern sanat olsun ister post modern sanat deyin fark etmez, her türlü kavramın havada uçuştuğu serbest tasarımla icra edilen sanat, artık sadece var olan durumu değil, sanatçının uz görüşündeki hemen her şeyi anlatmaktadır. Sanata ilgi duyan insanı, adeta pozitif ve negatif yönlerde provoke etmektedir.

Andy Warhol’un “Herkes bir gün, on beş dakikalığına bile olsa ünlü olacaktır,” öngörüsüne benzer bir söz de biz söylemeya kalkıp, “Yakın bir gelecekte hemen herkes sanatın bir ucundan tutacak ve herkes sanatçı olacak!” dersek hataya düşmüş olmayız. Mesela bu görüyü, şununla ispat yoluna gidebiliriz: Eskiden tiyatro yapan çok az insan vardı ve izleyicisi de çoktu. Şimdilerde ise, o kadar çok insan tiyatro ile uğraşıyor ki, hani koltuklarda oturan seyirciler sahneye geçti de seyirci sayısı azaldı diyebiliriz pekala.

Sanata felsefe-şiir bağlamında bakacak olursak; Oruç Oruoba şöyle diyor: “Felsefesiz şiir olmaz ama şiirle de felsefe yapılmaz.“ Sanat ve felsefe o denli iç içe ve o denli birbirinden yalıtık ki, birbirlerinin alanlarına müdahale etmeksizin çok iyi geçinirler. Sanat, içeriğindeki felsefe olmasaydı, sanırız tadı olmayan bir meyveye benzerdi. Sanat, hayata geçirdiği ürünlerde felsefi bir görüş yansıtıyorsa; bu felsefeye saygısından ve elbette sanatın ebedi-ölümsüz olmak istemesindendir.

Esas mesele, sanatın bundan böyle kavramlarla anılmak yerine değerlerle anılacak olmasıdır. İyi-kötü-uzun-kısa-pahalı-ucuz-erdemli-erdemsiz bir sürü değer yargısı, genç bir kızın masumiyetini kirletir gibi kirletmiştir sanatı. Bu, sanatı bilgelik ortamından çıkarıp, ticari bir meta aracı haline dönüştürmüştür. Sanat, geri dönüşü olmayan bir yoldadır ve son çıkışı da kaçırmıştır. Sanat sanat için değil, aksine, sanat onu sipariş eden birey için yapılmaktadır artık. İşin bekasına bu denli aykırı bir durumda da, sanattan artık hiç yapılmayanı beklemek sanırız saf dillilikten öte gitmeyecektir. Gelecekte sanat, kendini mütemadiyen tekrarlayacaktır. Beşeri bir yaratık olan bireyi, insan yapan sanat, artık insan için sadece bir aksesuar olacaktır, aynen bir saat, telefon, kalem ya da cüzdan gibi.

Süha Demirel, İstanbul, 18 Mayıs 2011.

***

Kitap Künyesi:

Sanat Komplosu
Yeni Sanat Düzeni ve Çağdaş Estetik 1
Jean Baudrillard
ISBN 9789750508004
Orijinal Adı: Le complot de l’art
98 sayfa
4. Baskı – Kasım 2012 (1. baskı – Eylül 2010)
Çeviren: Elçin Gen, Işık Ergüden
Önünüze çıkan bir şeyin zevk için fotoğrafını çektiğinizi sanırken aslında onun fotoğrafını çekilmesini isteyen bir şey, sizin de kendi reklamını yapan ahlaksız bir dünya tarafından gizlice bu isteği yerine getirmekle görevlendirilmiş bir figürandan başka bir şey olmadığınız görülüyor. İçine düştüğümüz durum ancak patafizik bir ironiyle açıklanabilir.
Ömer Hayam: “Bin köleyi özgür bırakmaktansa, bir
özgür insanı ikna yoluyla köleleştirmek daha iyidir” demektedir.
“Düzeysizliğin katmerlisine sanat deniliyor. Ben beş para etmem, “bir hiçim” diye söylenip duran bir sanat gerçekten de beş para etmez bir şeydir.”
Bugün sanat olarak adlandırdığımız şey sanki yerine koyacak bir şey bulamadığımız bir boşluğa benzemektedir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sanat Komplosu
Alt başlık:
Yeni Sanat Düzeni ve Çağdaş Estetik 1
Baskı tarihi:
Eylül 2010
Sayfa sayısı:
98
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750508004
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le complot de l'art
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Jean Baudrillard, 1996'da Sanat Komplosu'nu yayınladığında, artık çağdaş sanatın varlık nedeni kalmadığını ilan ederek sanat çevrelerinde büyük bir skandala yol açtı. "Sanat, bayağılığa, atıklara, vasatlığa, değer ve ideoloji diye el koyuyor," diye yazmış, çağdaş sanatın hükümsüz olduğunu, bir hiç olduğunu belirtmişti. Bu "saldırı" karşısında bazı eleştirmen ve küratörler Baudrillard ismini defterlerinden sildiler; işi bilenlerse, yankılar uyandıran bu parlak "skandalın" şehvetli ürpertisini hissettiler yalnızca. Sanat hakkında ne söylendiği önemli değildi - yeter ki sanattan söz edilsin. Dünya çapındaki "Yeni Sanat Düzeni," öylesine güçlü ve göz kamaştırıcıydı ki, kendisine yönelik her türlü tehdidi kışkırtmaya da, bu tehditleri sindirip massetmeye de muktedirdi. Sanat Komplosu'nda Baudrillard da tam olarak bunu iddia ediyordu: Eleştiri bir eleştiri yanılsamasına, tüketim düzenine içkin bir karşı-söyleme dönüşmüştü. Günümüzde sanat, tıpkı herhangi bir ticarî işletme gibi, kariyer fırsatları, kârlı yatırımlar ve yüceltilmiş tüketim nesneleri sunuyor. Sanatla ilgisi olmayan her şey sanata dönüşmekte. Roland Barthes, "Amerika'da cinsel ilişki dışında her yerde cinsellikle karşılaşabilirsiniz," derdi. Şimdi her yerde sanat var, sanatta bile.
-Sylvère Lotringer-

Jean Baudrillard, 1968 devrimi ertesinde düşünce dünyasında yaşanan Paris merkezli radikal dönüşümün avangardıdır. Onun geliştirdiği "simülasyon", "hiper gerçeklik" gibi kavramlar bugün kültürel eleştirinin anahtarlarını oluşturur. Baudrillard'ın sanat hayat dizisinden yayınlamaya devam edeceğimiz çağdaş sanat ve estetik üzerine incelemeleri, çağdaş sanat üzerine düşünenlerin temel referansları sayılır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Süha Demirel
  • Şakir Soydan
  • despina
  • Tuğçe
  • Rorschach
  • arden

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0