lacrimosa

lacrimosa
@narala
Alnımın üstünde beyaz güller var, şaraptan taşıyor kadehim de.
dolayımlar sorunu, yardımcı disiplinler
Marx’cı biçimcilik, bir süzüp eleme tasarısı olmaktadır. Yöntemi: ayrımlılaşmayı, esnek olmayan bir biçimde yadsıması açısından, terörle özdeştir, ereği ise en aza inmiş bir çabayla tümel bir özümleme elde etmektir. Böyle olunca, ereklenen şey, ayrımlaşmış ve kendisine hâlâ görece bir özerklik tanınan şeyi, bütüne katmak değil, onu daha çok ortadan kaldırmaktır: özdeşleştirmeye doğru yönelen sürekli devinim, böylelikle, bürokrat kişinin her şeyi bir kalıba sokma eğilimini yansıtmaktadır. Özgül belirlenimler, insanların gerçek yaşamda uyandırdıkları kuşkuyu, kuramda uyandırmaktadırlar. Marx’cıların çoğunluğu için, düşünmek: bütünlemeyi ileri sürmek ve bu aynı kaçamaklı yolla da, tikel olanın yerine evrensel olanı koymak demektir, bizi somuta götürdüğünü ileri sürerken, temel ama soyut kalan belirlenimler sunmak demektir.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Das Kapital, 873
Özgürlüğün egemenliği, gerçekte, ancak zorunluluğun ve dışsal erekliliğin zorladığı çalışma bitince başlamış olacaktır, bu nedenle sözkonusu egemenlik, maddesel üretim alanının ötesinde bulunmaktadır. Yaşamın yeniden üretiminin ötesinde herkes için, gerçek bir özgürlük parçası varolur olmaz, Marx'çılık devrini kapayacak ve yerini bir özgürlük felsefesine bırakacaktır. Ancak, bu özgürlüğü ve bu felsefeyi düşünmemize olanak sağlayacak, hiç bir araca, hiç bir düşünsel aygıta ve hiç bir somut deneyime iye değiliz.
Marx, olguların hiç bir zaman yalıtılmış görünüşler olmadığına, eğer bu olgular bir arada oluşuyorlarsa, bunun her zaman bir bütünün daha üstün birliğini sağlamak için olduğuna, aralarında içselbağlantılarla bağlı olduklarına, birinin varlığının ötekini temelden değiştirdiğine inanıyordu. Bu nedenle Marx, 1848 Şubat devrimine ya da Louis-Napoléon Bonaparte'ın devlet darbesi olaylarına, bileşimci bir kavrayışla yaklaştı. Bu olaylarda, üretilmiş ama aynı zamanda içsel çelişkilerle parçalanmış bütünlükler gördü.
Bir tutkunun nedenini bilmek bu tutkuyu yenmek için yeterli değildir, insan bu tutkuyu yaşamalı, ona karşı başka tutkuları dayatmalı, bu tutkuyla dirençle savaşmalıdır.Kısacası insan, kendi üzerinde etkinlikte bulunmalıdır.
Marx’a göre Hegel, insanın evrendeki yalınç dışsallaşması olan nesnelleşmeyi, bu dışsallaşmayı insana karşı çıkaran yabancılaşmayla karıştırmıştır Nesnelleşme kendi başına alındığında -Marx bunu sürekli olarak vurgulamaktadır- dışarıya yönelmiş bir açınım olacak, yaşamını durmaksızın yeniden üreten ve doğayı değiştirerek kendini dönüştüren insana kendi yarattığı bir dünyada kendini gözlemlemek olanağını verecektir. Hiç bir diyalektik el çabukluğu yabancılaşma denilen bu şeyi insandan dıştalıyamaz. İşte bu nedenle, söz konusu olan yalnızca bir kavramlar oyunu değil gerçek Tarih’tir.
Sayfa 23