Şunu sık sık gözlemlemişimdir:Marx’çılığa-karşıt bir tartışma, marx'çılık öncesi bir fikrin açık bir canlanışından başka bir şey değildir. Marx’çılığın sözde bir aşılısı, en kötüsünden, marx'çılık öncesine bir dönüş, en iyisinden, aşıldığı sanılan bir felsefeden daha önce bulunan bir düşüncenin yalnızca yeniden ortaya çıkışıdır.
Belli türden bir toplum belli türden bir dili doğurur ve söz konusu dilde karşılığında söz konusu toplumun tahayyülünü ve tefekkürünü esinleyen, biçimlendiren ve daha sonra da aktaran hikayeleri söyleyip yazdırır.
Ancak Platon'a göre sembolik ya da edebi bir yapı şehrin ayrıntılı planı olma görevini yerine getirmeliyken, kusursuz biçimde işleyecek bir devletin somutlaşmasına öncelik etmeyen herhangi bir edebi tasavvur, onun toplum tanımınfa kendine yer edinemez.Bundan dolayı şairler yani gerçek şeyi değil de hayaletleri imal eden yapıcılar, uzaklaştırılmalıdır.
Döblin icin dil geçmişimizi yeniden anlatmaktan ziyade temsil eden bir canlıdır:"Gerçeği kendini ifşa etmeye zorlar, onun en derinlerine yuvarlanarak insanlık halinin, önemli ya da önemsiz en temel durumlarını açığa çıkarır."