En doğal ya da en ince biçimde durmadan söylendiği gibi yaratıcı sanatçının kendine hak olarak istediği addır, çünkü, böylece, tanrıların yokluğuyla boş bırakılmış yeri
doldurduğuna inanır. Garip bir biçimde yanıltıcı tutku. Tanrı'nın en
az tanrısal işlevini, kutsal olmayan, Tanrıyı altı günün işçisine, evreni
düzenleyen tanrıya, "herşeyi yapmaya yarayan"a dönüştüren işlevi üstlenirse, onu, tanrılaşmış olacağına inandıran yanılsamadır bu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
..yapıtı sayesinde daha önce ulaşamadığı ötekine dönüşen, yapıtlarının sınanmasıyla daha varsıl olan, kimi zaman yalnızca
daha canlı, bu yapıtta tükenmiş ve ölmekte olan sanatçı.
Okuma hiçbir şey sağlamaz, hiçbir şey eklemez; var olanın var olmasına izin verir; özgürlüktür o, ama varlığı veren ya da onu kavrayan özgürlük değil de karşılayan, rıza gösteren,
evet diyen, yalnızca evet diyebilen ve bu evetin açmış olduğu uzamda
yapıtın altüst edici kararının, onun oluşturduğu gerçeklenmenin -ve
başka hiçbir şeyin değil- gerçeklenmesine izin veren özgürlüktür.
"Yalıtılmış sözcükler çevremde yüzüyordu; donuyorlardı ve benim üstümde durağanlaşan ve benim de kendi gözlerimi
üstüne d ikmeye zorlandığım gözlere, bakış içine daldığında insanın
başını döndüren, durmaksızın çevrine çevrine dönen ve kendilerinin
ötesinde boşluğun olduğu çevrintilere dönüşüyorlardı.