Öncelikle Deniz ve Güneş'in birbirlerine olan naif aşklarının, güvenmelerinin ve sonsuz destek olmalarının harika bir aşk hikayesi ortaya çıkardığını söylemek istiyorum.
İlk kitabın başlarında Güneş'in arkadaş ortamına, Deniz'le derin sohbetler etmeye çok hızlı alıştığını düşünüyorum. Bir anda samimi olmaları çok gerçekçi gelmedi. Ancak kitabın devamında Deniz'in incelikleri, Güneş'i hayatında hiç tatmadığı kadar desteklenmesi çok tatlıydı. Aynı zamanda sadece 1 kez karşılaşmalarına rağmen özellikle Deniz'in hayatında Güneş'in bu kadar büyük etkisi olması ve bunu yıllarca unutmayışı da çok olası hissetirmedi.
2. Kitaba geldiğimizde, Güneş'in geçmişini daha detaylı görmemiz güzeldi. Deniz'in Güneş'in yaralarını tek tek sarması...
Atlas'ın böyle biri olacağını beklemiyordum, keşke sadece uzak arkadaşlar olarak kalsalardı. Güneş'in babaannesinin ölümü zaten beklenen bir şeydi ve o sahneler de harika yazılmıştı. Deniz, Güneş'i yine her anında destekledi.
Ancak bir mesele var ki, bence böyle bitmesine hiç gerek yoktu. Alperen ve Dilara'ya mutlu bir son yazarak birlikte olmalarını okumamızı sağlayabilirdi yazar çünkü bu durumda kitap çok buruk bitti. İlk kitaptaki o eğlenceli havasına rağmen bu kadar acıya gerek yoktu bence. Aynı zamanda Dilara'nın da tereddütlerinden çıkarak Alperen'e güvenmesini okuyabilirdik. Şimdi Dilara kendini yalnız bıraktı.
Ancak yine de birbirine yuva olan Deniz ve Güneş'i okumak çok güzeldi. Onların içten aşkları ve saf sevgileri...
7 numara tribüni , kağıt helva?
Yedinin NabzıGülben SakarYedinin Nabzı 2