Sınıfsal Bir Çöküşün ve Görünürlüğün Analizi
Charles Dickens’ın bu ölümsüz eseri, o kadar sürükleyici bir tempoya sahip ki okuru bir günde son sayfaya ulaştırabiliyor. Romanın teknik açıdan en başarılı yönlerinden biri, olay örgüsüne dahil olan tüm yan karakterlerin kusursuz bir şekilde ana karakterlerin hikayesine hizmet etmesi. Tellson Bankası çalışanı Mr. Lorry’nin aldığı bir mektup aracılığıyla Lucie Manette’e ulaşması ve Lucie'nin babası Dr. Manette’in hayata geri dönmesiyle başlayan bu zincir, hikayeye dahil olan her karakterin birbirine görünmez bağlarla bağlanmasını sağlıyor. Dickens’ın Fransız İhtilali’ni betimlemedeki ustalığı ve karakterlerin her birini toplumsal birer sembole dönüştürmesi, romanın etkileyiciliğini katlıyor.
Sınıfsal Körlük ve İflas
Fransız İhtilali her ne kadar bir halk ayaklanması olarak bilinse de, Dickens asıl önemli noktanın burjuvazi sınıfının (mecliste söz sahibi olmak isteyen o "Monsenyorların") bu ayaklanmanın yapı taşı olduğunu vurgulamış. Monsenyorlar sınıfı için kurulmuş olan bu düzenin bu kadar kısa zamanda çöküp iflas etmesi çok tuhaftı. Sanki ilahi bir planda bir yanlışlık, bir tür uzağı görememe durumu vardı. Sonunda firar etmeye başladılar; çünkü vaziyet artık çakmaktaşlarının bile kanının son damlasına kadar emildiği bir noktaya gelmişti.
Değişimin Gerçek Yüzü
İşkence sehpalarının çarkları dönmekten bozulmaya başlamış, artık öğütecek kimse kalmamıştı. Monsenyorlar bu pespaye duruma bir anlam veremiyorlardı; onlar onlarca yıldır sömürüp iliğini kemiğini kuruttukları köyleri, sadece avlanma zevklerini tatmin etmek için kullanmışlardı. Kimi zaman insan avlamışlar, kimi zamansa soylarını devam ettirebilsinler diye vahşi hayvanlara boş alanlar tahsis etmişlerdi
Asıl büyük değişiklik, sadece bu rafine edilmiş üst sınıfların