Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.
Başına bela sarıp düşmeye başlayan birine dibe vardığını anlama şansı verilmez. Düşer, düşer, düşer, ama düştüğünü anlayamaz. Tüm düzen, hayatlarının şu ya da bu döneminde çevrelerinin onlara veremediği şeyleri arayan insanlar için kurulmuştur. Veya çevrelerinin onlara sağlayamadığını sandıkları şeyleri arayan insanlar için. Onlar da, aramaktan vazgeçerler.
Bazı şeyler olduğu gibi kalmalı. Elinizde olsa, onları büyük cam vitrinlere koyup oldukları gibi kalmalarını sağlayabilseniz. Biliyorum, olanaksız bir şey bu, ama yine de pek fena olmazdı.
"But for to telle yow al hir beautee,
It lyth nat in my tonge, n'yn my konnyng;
I dar nat undertake so heigh a thyng.
Myn Englissh eek is insufficient.
It moste been a rethor excellent
That koude his colours longynge for that art,
If he sholde hire discryven every part.
I am noon swich, I moot speke as I kan."
................................................................
“Lâkin onun tüm güzelliğini anlatmak,
Ne benim dilimin harcıdır ne de kabiliyetimin;
Böylesi yüce bir işi üstlenmeye cüret etmem.
İngilizcem de yetmez zaten.
Onu her bir detayıyla aktaracaksa kişi,
Bu sanata uygun mecazları bilen,
Mükemmel bir belagat ustası olmalıdır o halde.
Böyle biri değilim ben, dilimin yettiğince konuşurum."
-Canterbury Hikâyeleri