Kitaplar olmadan yaşayabilir mi insan? Kitapları yakmak da bir insanı yakmakla eşdeğer değil midir? En güvendiğim yer; kendimi anlayabildiğim, başkalarını anlayabildiğim, rahatça ağlayabildiğim, rahatça gülebildiğim, kurgu denilen hayatlarda kendimi ve başkalarını bulabildiğim o durak…
Loş bir ışığın altında, iple çektiğim zamana kavuşmuş olmanın heyecanı… Kalabalıktan yoksun olmanın huzuru içinde bulunma hâli… Solgun ve yalancı maskelerden arındırılmış bir yerde, kitaplarımla olmanın mutluluğu…
Kütüphanemin önünden geçerken burnuma yeni aldığım kitapların kokusunun gelişi… Aynı zamanda elimde çayım ve o rahat, geniş koltuğuma oturup her gün bir yolculuğa çıkıyorum. Fahrenheit 451 'i okurken, bulunduğum çağın kötünün iyisi olduğunu fark ettim. Kitap okumanın normal bir aktivite olarak karşılanmadığı bu çağda, okumayan insanların yargılarıyla doldu zihnim. Evet, daha kötüsü de varmış: kitapları yakmak gibi… Onlarca hayatı küle çevirmek gibi… Sayfaların arasındaki yaşamların katili olmak gibi…
Narin Öner