Latin harflerinin benimsenmesinden kıyafet devrimine, Medeni Kanun’un kabulünden miladi takvime geçişe, inkilapların hemen hepsinin Osmanlı’da ya öncülü vardır ya da benzer projeler imparatorluk bürokrasisinin en üst seviyelerinde gündeme alınmıştır. Zaten Cumhuriyet’in esas başarısı bunların düşünülmesinde değil , pratiğe dökülmesindedir. Eğer mevzu ütopik fikirler üretmek olsaydı, ülkeleri biliminsanlarının ya da avangard sanatçıların yönetmesi gerekirdi. Mustafa Kemal’i öncellerinden ayıran, memleketi düşmandan kurtarmanın getirdiği prestij ve orduyla bürokrasi üzerinde kurduğu hâkimiyete dayanarak, Tanzimat’tan bu yana artan bir şekilde kendisini gösteren çağdaşlaşma çabalarının en radikal reform önerilerini hayata geçirebilmesindedir. Kısacası, Gazi’nin çağdaşlarıyla arasındaki fark “vizyon”dan çok “realist bir strateji”dedir.