Toplumun etkisi yalnız bir huniyle bilincimize uyduruk şeyler doldurmakla bitmiyor, bir yandan da gerçegi farketmemizi, gerçeğin ayırdında olmamızı önlüyor.
Dünyayı olduğu gibi görmeli ve benim dünyam olarak yaşamalı, dünyayı yaratıcı anlayışımla biçimlendirip kavramalıyım ki böylece dünya «şu» yalan dünya olmaktan çıksın, benim dünyam olabilsin. Sonuç olarak esenlik Egoyu (Benlik) bir yana atmak, Egoyu büyütmek ya da korumak peşinde koşmaktan vaz geçip benliğini varoluşun işlevi içinde yaşantıya dönüştürmektir. Yoksa sahip olmak,korumağa çalışmak,hırsla sarılmak,kullanmak değildir.
Hayat onu yaşatacağına o hayatı yaşamak zorunluluğunda. İnsan doğanın içinde ama doğadan kopmuş, kendi kendinin ayrı bir varlık olarak ayırdında olması, kendini dayanılmaz derecede yalnız, güçsüz ve kaybolmuş hissetmesine neden oluyor.
Yalnız düşünce akla uygun kabul edilip duygu, yapısı gereği akıl dışı olarak nitelendi; kişiliğimizden, «benden», «beni» ve doğayı denetim altına alabilecek ve «benliği oluşturan anlama ve yargılama yeteneği (anlık yeteneği «intellect») bölünüp ayrımsallaştı.