bu yabancı yerde kendisini duyacak, yanına gelecek birini aramaya koyuldu gözleri;her insanın peşinde yorulmaz bir yardımcı gezer ve ortaya çıkmak için en son çaresizlik ânının gelip çatmasını beklermiş gibi...
Gülümsüyordu; kısa, alaycı bir oyun için yaratılmışa benzer bu dünyada her şey tuhafına gitmekteydi. Üstelik bu yapmacık oyun uzamış, ebedi bir hal almıştı ve artık kimse gülmek istemiyordu, kalmamıştı gülecek hal.
Kendisini anımsayan ve seven kimsecikler yokken o halen mevcut muydu sahi? Düşünecek bir şeysi kalmamıştı,başka insanların gücü ve arzusuyla yaşamıştı sanki hep ve şimdi başkaları yoktu işte.