Bir gün bir adam köyde dinlenmek için bir saman yığınının üzerine uzanır. Uykuya daldığında, ceketinin cebindeki pahalı saatin yere düştüğünden haberi olmaz. Uyandığında saatinin kaybolduğunu anlar ve uzun süre arar. Fakat devasa saman yığınının içinde küçücük bir saati bulmanın ne kadar zor olduğunu fark edip köyün çocuklarını yardıma çağırır.
Saati bulana ödül vereceğini söyler. Haberi duyan yirmiye yakın çocuk büyük bir hevesle saman yığınına hücum eder. Bağrış çağrış, telaş içinde samanlığı altüst eder, her yeri dağıtırlar. Ancak tüm çabalara rağmen saat bulunamaz. Sonunda çocuklar saatin burada olmadığına karar verip dağılırlar.
Ümidini kaybeden adam da gitmek üzereyken, tüm bu olanları sessizce izleyen bir çocuk yanına yaklaşır:
— Bana beş dakika vakit verirseniz saatinizi bulurum, der.
Adam tereddüt etse de kabul eder.
Çocuk dağılmış samanların ortasına geçer, yere oturur ve gözlerini kapatır. Etrafı derin bir sessizlik kaplar. Birkaç dakika sonra çocuk ayağa kalkar, birkaç adım atar ve samanların arasından saati çıkarıp sahibine uzatır.
Şaşkınlıktan dona kalan adam sorar:
— Bunu nasıl başardın?
Çocuk gülümseyerek cevap verir:
— Ben hiçbir şey yapmadım. Sadece herkes konuşmayı bıraktığında, saatin kendi tıkırtısını duydum...