Livaneli kitaplarından alışık olmadigim bir bitişle sonlandı.Olay örgüsü biraz daha detaylı,çarpıcı,şaşırtıcı bir sonla final yapabilirdi.Olaylari kısa kesip hemen mutlu sona bağlamış, sanki anlatılmayan şeyler var,söylenmesi gereken daha da şeyler var beklentisi yaratıyor okurda.Ama olsun livaneli kitaplarının herzaman bende sıcak,samimi bir yani vardır.Bekle beni kitabı dönemin siyasi kaosu içinde okuyan ,araştıran ,sanatla ilgilenen,yazıp ,çizen bireyleri toplumdan ayıklayan bir dönem .Parcalanmıs ailelerin ve sevenlerin birbirine özlemle, hasretle kor olmuş mahkümlük yılları...En çok etkinledigim mahkumların sevdikleriyle mektuplaşma kısmıydı,mektupların okuyup ,inceleyen(görüldü) memurunun Bir mahkumu çağırıp yazdıklarınızı okuyorum fakat hiç içten ,dürüstce yazmıyorsunuz ,sanki burası eğlenme dinelnme yeriymiş gibi anlatyrsunuz ,gerçekleri niye anlatmyrsunuz der...Oysa yaşananların acısını bedenlerinde yüreklerinde hissetmek ne kadar zor bunu sevdiklerine anlatabilmekte o kadar güçtür ..icerdeki herşeyi olduğundan farklı gösterip dışardaki sevdigini buna inandırır,onlara bir nebze nefes aldırtır.Dört duvar arasında nemli ,rutubetli ,ter kokan günleri kovalayip,özlemle hasretle hayaller deryasına dalar her mahkum .Kahramanimz Selim hayati boyunca rahat yüzü görmeyen hep aranan bir karakterdir.Bu da artık bir yılgınlık getirir yurt dışına kaçmakta bulur kendini...