Nasyonal El Plan

Nasyonal El Plan
@nasyonelplan
İnşaat - Rejim Değişikliği (Anlayana...)
Yeni bir rejim, inşa etmeden duramaz. İnşa enerjinin fışkırışıdır. İnşa ve umran durduğu zaman, ruhlarda ve kafalarda bir ateşin sönmüş olduğuna inanmak lâzımgelir.
Sayfa 11
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
1935 CHP Parti Programı Hakkında Söylev
Yurttaşlarım, arkadaşlarım! İyilikler ve yenilikler yolunda durmadan ileri giden ulusal varlık, Cumhuriyet Halk Partisi, yarın IV. Büyük Kurultayı'nı açıyor. Kurultay, geçen dört yıllık çalışmaların biriktirdiği görgülerin ve tecrübelerin sonuçlarını göz önünde tutarak, gelecek dört yılın hükümet için ve Parti için temel olarak yeni çalışma yollarını tespit edecektir. Kurultay'a sunulan yeni parti programı taslağı; sosyal, siyasal ve ekonomik yaşantımızın derinliklerinde diriltici sarsıntılar yapan Türk İnkılâbı'nın bütün şiarlarına bağlılığımızı yeniden perçinliyor. İleri giderken, yurda bakışla ve evrene bakışla en doğru amaçlara, en kestirme ve en uygun yollardan yürümek ananesi Parti'nin yeni programında da değişmez bir şiar olarak kalacaktır. Programımızın yeni şekli, Parti prensiplerinin daha iyi anlaşılır hâle koyacak ve Türk ulusunun taze hayat içindeki yolunu ve yerini daha ziyade açacak ve aydınlatacaktır. Amme haklarında anarşiyi besleyen, ekonomide ulusal çalışmaları yıpratan ve ulus yığınını istismar eden liberalizme karşı cephemizi daha sıklaştırıyoruz. Haklarda hürriyetin sınırını, devlet varlığının otorite sınırı içine alıyoruz. Teklerin ve hususi toplulukların faaliyetini genel menfaatlere aykırı olmamak kaydıyla bağlıyoruz. Artık her yerde son nefesini vermekte olan liberal devlet tipinin kucağında beslenip büyüyen çatışmalar zincirini kırıyor, sınıf kavgası yollarını sımsıkı kapatıyoruz. Türkiye'de işverenle işçi arasındaki dâvâlar aralarında uyuş mayla ve bu olmazsa devletin aralayıp barıştırıcı eliyle halledilecektir. Grev ve lokavt yasak olacaktır. Bu çığırı yanlış anlayarak bizim kooperatif akışa kapıldığımız hükmünü çıkarmamak lâzımdır. Bizim Ulusçuluk ve Halkçılık anlayışımızda sınıfçılığa karşı olduğu kadar bir müstahsiller
Sayfa 149
Sosyal Demokratlar
Sosyal demokrat diye bir parti tipi, bilhassa Orta Avrupa'da göze çarpar. Sosyal demokrat partiler, sosyalizm, kuvvetlendirmek, onun propagandalarını serbest hava içinde kolay ve geniş olarak yapmak ve sosyalistleri iktidar mevkiine getirmek isteyenlerin, demokrasinin serbest çalışma zemininden istifade için, bir taktik olarak, tatbik ettikleri bir siyasal parti tipidir. Sosyal demokrat kombinezonu içinde sosyalizm bakımından, bir sınıfın ötekilere tahakküm etmesi telâkkisiyle, demokrasi bakımından hürriyet ihtilâlinin getirdiği herkes için serbestlik telâkkisi vardır. Birbirine zıt olan bu iki cereyanın bir arada bulunmasına dikkatle bakmak gerektir; çünkü bu iki cereyan yan yana yürüyemez. Sosyal demokrat tertibinde sosyalizm mi demokrasiyi, demokrasi mi sosyalizmi içinde eritmiştir, diye insan merak eder. Sizi uzun uzadıya işgal etmeden neticeyi söyleyeyim; bu kombinezon sosyalizmin, demokrasiden istifadeyi güden bir tertibinden başka bir şey değildir. Sosyal demokratlarda ana duygu, sosyalist duygusudur; sosyal demokratlıkta sosyalizm, demokrasiyi avlamıştır. Eğer müspet, menfi, terakkiperver, mürteci her cereyana açık olan demokrasi telâkkisi uzun bir zaman devam etmeseydi; sosyalizm kısa zamanda hedefine varmak için proletarya diktatörlüğü üzerine devlet kuracak kadar genişleyemezdi. Binaenaleyh sosyal demokratlar deyince, burada demokrasinin mahiyeti kaybolmuş olduğunu, sosyalizm cereyanlarının demokrasiyi kendi maksatlarında kullanmak için ellerine almış olduklarını göz önünde tutacağız. Almanya'da Hitler'e karşı son seçimden önce yapılan harekette komünistlerle sosyal demokratlar el ele vermişlerdi. Avusturya'da son yıllar içinde bazı iç çarpışmaları olmuş ve bu arada Viyana adliye sarayının yıkılmasıyla neticelenen sokak ayaklanmaları esnasında, orada da
Sayfa 103
Antisemitizm
Yahudi aleyhtarlığı biraz da kan milliyetçiliğinden doğar, bugünkü Alman sistemi içinde Yahudi olmak eşit hak ve şeref taşımamak için yeter bir sebeptir. Yahudileri yurt içindeki, kan ekseriyetini yapan ırkın dışında ve bu farkla eşit hakka malik olmaması lâzım gelen bir unsur olarak tanıyan daha başka yerler de vardır. Tabiîdir ki, her akışın bir karşı akışı olarak, Yahudi aleyhtarı cereyanlar da Siyonist cereyanları doğurmuştur. Fakat bir başka bakışla da Yahudilik tesanütünün ve Yahudilerin, yaşadığı yurtlar içinde bütün başka yurttaşların üstünde kâr ve kazançta bir ve beraber oluşunun yaptığı vaziyeti, antisemit cereyanlara sebep gören ve gösterenler de çoktur.
Sayfa 100
Irkçılık-Muhafazakar Milliyetçilik Farkı
Bugünkü Fransa, kendi sınırı içinde yaşayan ve kendi süjesi olan "vatan ve namus" parolasına uyan herkesi kendi kolları arasına alır ve sarar. Bu öyle bir milliyetçiliktir ki, bunda geçmişe, kan yakınlığına ait hiçbir şey esas teşkil etmez. Günün sınırları içindekiler kimlerden mürekkep ise, onlar ulusu teşkil eder. Mesela, Fransa'nın bugünkü sınır içinde -anayurdu kastediyorum- yaşayan herkes Fransızdır. Hakça ve şerefçe biri ötekinden üstün olmayan birer yurttaştır. Fransada milliyetçi parti diye bir milliyetperverlik teşekkülüne rast gelmezsiniz. Yukarıdaki tarif içinde birleşen Fransızlar, yurttaş ve aynı zamanda millet olarak üç renkli bayrağın gölgesi altında yurdun her nimetinden istifade ederler ve yurdun hayatı mevzubahis olduğu zaman, birden müdafaasına koşarlar. Orada tarih telâkkisi bakımından olduğu gibi, ırk ve kan bakımından da, ulusu teşkil eden bu cüzler arasında bir fark kabul edilemez. Fakat şunu unutmamalıdır ki, Fransız milletinin bünyesinde bu mânâlarda bir mahiyet de yoktur. Onun için bugünkü Fransa'da, hangi kandan olduğu ve nereden geldiği aranılmaksızın yurda vazife bağını duyan her yurttaş Fransız'dır. Bugünkü İsviçre, Fransa'ya nazaran bir bünye ayrılığı arz ederse de, burada da sınır içi milliyetçiliği telâkkisi hâkimdir Kantonların teşekkülü ve nüfusların nispeti dolayısıyla bazı kısımlarda aynı dille konuşanların bir tekåsüf arz ettiği hakikattir İsviçre'de Almanca, Fransızca ve İtalyanca konuşanların hepsi bugün İsviçrelidir; İsviçre milletindendirler. Burada da bir kan telakkisi yoktur. Bir sınır içinde yaşayan, müşterek hak ve müşte rek vazife sahibi, yurtsever insanların heyeti umumiyesi, İsviçre milletini teşkil etmektedir. Irk ve kan milliyetçiliği, sınır dışı milliyetçiliğidir de... Sınır dışı milliyet telâkkisinin, ırk
Sayfa 99