İşin dikkat çekici yanı, Yunana karşı Ege'de silahlı direnmeye geçenlerin de farklı bir dil kullanmayışlarıdır. Örneğin, bütün Ege'yi temsil eden Alaşehir Kongresi, 23 Ağustos 1919 günü, delegelerin tümünün imzasıyla, General Milne'ye özetle şu telgrafı çeker:
«İzmir İli ve Karesi (Balıkesir) Bağımsız Sancağı Türk ve müslümanlarının birlik olarak düzenli örgüte bağlı milli kuvvetleriyle savundukları nokta, sâdece Yunanlıların haksız ve hilekâr saldırılarına ve bu işgal ve saldırılarında işledikleri cinayet ve kötülüklere engel olmaktan ibarettir. İtilaf Devletleri'ne karşı çıkma fikri, hiç kimsenin aklından geçmeyen boş bir düşüncedir. Bundan dolayı Büyük Kongre (Alaşehir), bütün düşünen insanlık tarafından haklılığının ve meşruluğunun onaylanacağı inancında bulunduğu Kuva-yi Milliye eylemlerinden, Müttefik birliklerine karşı saldırı anlamı çıkarılmasını, şu kesin gerçekler karşısında büyük bir insafsızlık sayar. Kongre, bundan dolayı derin üzüntüsünü sunar. Küçük Asya'da Müttefik Devletler Başkomutanı bulunmanız nedeniyle, daha çok kan dökülmesini önlemek amacıyla, Yunan birliklerinin şimdiki yerlerinden daha ileri gitmemeleri için emir buyuracağımız konusundaki soylu açıklamanız, Kongre üyelerini derin bir minnet ve şükran hissiyle duygulandırmıştır. Pek soylu ve pek insancıl olan şu asil arzu, kuşkusuz ki, en büyük övgülere değer, yüksek ve soylu bir yaradılışın ürünüdür. Yunanlıları işgal ettikleri yerlerden çekilmesini isteyen telgraf, şu paragrafla son bulur:
«Büyük İtilaf Devletleri, İzmir ve yöresinin işgalinde kesin bir politik zorunluluk gördüğü takdirde, bu işgalin Amiral Calthorpe Cenapları'nın ilk açıklamalarında belirttikleri üzere, geçici ve İzmir yöresine sınırlı kalmak üzere ve zâlim ve gaddar Yunan askeri tarafından değil, insanlık ve uygarlıkla