Nasyonal El Plan

Nasyonal El Plan
@nasyonelplan
çok eşlilik yasallaşmalı, çünkü;
Kadın nüfusunun artması da evlenemeyen kızlarımızın sayısının hızla arttığını göstermekte. Etrafınıza şöyle bir baktığınızda 40 yaşına yakın birçok bekâr kızımızın olduğunu eminim siz de göreceksiniz. Evlilik programlarının hızla artması da sanırım bunun en yakın delili. Ülkemizde "gay" nüfusun artması dolayısıyla evlenecek özelliklere sahip erkek oranın azalması da çok eşliliğin resmiyet kazanmasının gerekliliğini göstermekte.
Sayfa 27 - okuyunca kahkaha attım.. aswdasdasas·Kitabı okudu
Nasyonal El Plan
Biz nüfus azalsın kaynakları daha verimli kullanalım diyoruz bunların aklı fikri s*kişte amk
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Türkiye için en büyük tehlike laikliği istismar edecek olan şeriat düşkünü siyasi cereyanlardan gelecektir." - İsmet İnönü
1K
Nasyonal El Plan
bu sözü ne zaman söylüyor biliyor musunuz?
Milli Mücadele Milli Bilinçsiz Saf Rum ve Ermeni Karşıtlığından Doğdu
İşin dikkat çekici yanı, Yunana karşı Ege'de silahlı direnmeye geçenlerin de farklı bir dil kullanmayışlarıdır. Örneğin, bütün Ege'yi temsil eden Alaşehir Kongresi, 23 Ağustos 1919 günü, delegelerin tümünün imzasıyla, General Milne'ye özetle şu telgrafı çeker: «İzmir İli ve Karesi (Balıkesir) Bağımsız Sancağı Türk ve müslümanlarının birlik olarak düzenli örgüte bağlı milli kuvvetleriyle savundukları nokta, sâdece Yunanlıların haksız ve hilekâr saldırılarına ve bu işgal ve saldırılarında işledikleri cinayet ve kötülüklere engel olmaktan ibarettir. İtilaf Devletleri'ne karşı çıkma fikri, hiç kimsenin aklından geçmeyen boş bir düşüncedir. Bundan dolayı Büyük Kongre (Alaşehir), bütün düşünen insanlık tarafından haklılığının ve meşruluğunun onaylanacağı inancında bulunduğu Kuva-yi Milliye eylemlerinden, Müttefik birliklerine karşı saldırı anlamı çıkarılmasını, şu kesin gerçekler karşısında büyük bir insafsızlık sayar. Kongre, bundan dolayı derin üzüntüsünü sunar. Küçük Asya'da Müttefik Devletler Başkomutanı bulunmanız nedeniyle, daha çok kan dökülmesini önlemek amacıyla, Yunan birliklerinin şimdiki yerlerinden daha ileri gitmemeleri için emir buyuracağımız konusundaki soylu açıklamanız, Kongre üyelerini derin bir minnet ve şükran hissiyle duygulandırmıştır. Pek soylu ve pek insancıl olan şu asil arzu, kuşkusuz ki, en büyük övgülere değer, yüksek ve soylu bir yaradılışın ürünüdür. Yunanlıları işgal ettikleri yerlerden çekilmesini isteyen telgraf, şu paragrafla son bulur: «Büyük İtilaf Devletleri, İzmir ve yöresinin işgalinde kesin bir politik zorunluluk gördüğü takdirde, bu işgalin Amiral Calthorpe Cenapları'nın ilk açıklamalarında belirttikleri üzere, geçici ve İzmir yöresine sınırlı kalmak üzere ve zâlim ve gaddar Yunan askeri tarafından değil, insanlık ve uygarlıkla
Nasyonal El Plan
Tabi ki bu karşıtlığın temel sebebi Anadolu'da devlet kuracağız diye Ermeni, Rum ve Kürt mezalimine maruz kalmaktı. Azınlık hakları diye ağlayan insanlar gelirse diye ekleyeyim. Milli mücadelede Ermeni ve Rum mezalimi o kadar büyüdü ki Kürtler bile Türklerle ortak olmak zorunda kaldı tabi ki. Masum olduklarından değildi :D
Abdülhamit ve Musul
Tam da burada Musul konusunda pek bilinmeyen çok önemli bir gerçeğin altını çizmek istiyorum. "Musul'u kaybettik, Petrolü kaybettik!" diye bağırıp çağıranlara, "Osmanlı Devleti döneminde Musul bizim elimizdeyken Musul'dan ne kadar petrol geliri elde ediyorduk?" diye sormak gerekir. Cevabını bildiklerini düşünmüyorum! İlginçtir! II. Abdülhamid 1909'da tahttan indirilinceye kadar Musul, Abdülhamid'in "şahsi malı"dır. II. Abdülhamid, 1888 ve 1889'da petrol bölgelerinin mülkiyetini kendi özel toprağı sayan iki ferman yayımlamıştır. Musul'daki petrol imtiyazının padişah hazinesine devredildiğini gösteren belgeler de elimizdedir.⁹³⁶ Yaygın bir teze göre, güya II. Abdülhamid, petrolü Avrupalı devletlere kaptırmamak için Musul'u şahsi hazinesine geçirmiştir. Abdülhamid'in tahttan indirilmesinden sonra Musul üzerindeki mülkiyet hakkının iptal edilip Musul'un devlete mal edilmesi Avrupalı devletleri harekete geçirmiştir!" Yani bu mantıkla Musul devletin değil de padişahın olsaydı kaybedilmeyecekti! Ancak işin içyüzü çok daha başkadır: Vasfi Şensözen, Abdülhamid'in Musul petrollerini şahsi malı yapmasının pek de öyle "ulvi" amaçları olmayabileceğini şöyle ifade etmiştir: "Hazine-i Hasa (padişahın hazinesi) gelirinin çoğaltılması gayretiyle daha birçok maden imtiyazları ve hatta bayındırlık işleri bile Hazine-i Hassa'ya verilmişti. Hele son zamanlarda yurdun hangi tarafında kıymetli bir madenin mevcudiyeti öğrenilirse, hemen imtiyazının Hazine-i Hassa'ya verildiğine dair bir irade tebliğ olunurdu. (…) Musul civarındaki petrol, neft ve zift madenleri; Selanik ve Dedeağaç liman imtiyazları, Taşoz Adası'ndaki madenlerin imtiyazı, il merkezi olan birçok şehirlerde petrol depoları (…) bu kabildendir." Bütün bunlar, özellikle petrol gelirleri, "Padişah hazinesine yüzbinler ve bazen
Sayfa 494 - İnkılap Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Nasyonal El Plan
Çok sevdikleri Abdülhamit'in Teodor Herzl'e güya dizilerinde gaza geldikleri ret cevabı verdiği sahne de yalan ve üstüne borçların silinmesi karşılığında Filistin yerine kuzey ırakta kurulmasını teklif ettiğini de bilmezler. Gelip bin bir mücadeleyle kurulup üstüne halk oylaması gibi isteklerle Musul Kerkük gibi toprakları kurtarmaya çalışan cumhuriyete laf etmeye çalışırlar ya en çok ona gülüyorum.