Bu ülkedeki pek çok erkek, kimliklerinin doğası konusunda sıkıntı çekmektedir. Ataerkiye sıkıca tutunsalar bile, bizzat ataerkinin sorunun bir parçası olduğunu sezmeye başlıyorlar. İşsizlik, ücretli işin memnuniyet vermeyen doğası ve kadınların gittikçe artmış olan sınıfsal iktidarı, zengin ve güçlü olmayan erkeklerin durdukları yeri kavramalarını zorlaştırmıştır. Beyaz üstünlükçü kapitalist ataerki, vaatlerinin tümünü gerçekleştirmeye muktedir değildir. Pek çok erkek acı çekiyor, çünkü bu vaatlerin adaletsizlik ve tahakkümle alakalı olduğu ve gerçekleşmesi halinde bile, erkekleri asla zafere ulaştırmayacağı gerçeğiyle yüzleşmelerine yardım edebilecek özgürleştirici eleştirilerle karşılaşmıyorlar. Bir yandan özgürleşmeyi denerken bir yandan da beyaz üstünlükçü kapitalist ataerkil düşünme biçimlerini (ki ruhlarını katleden de zaten budur) benimsiyorlar. Bu yüzden, tıpkı birçok erkek çocuğu gibi, onlar da yollarını kaybetmiş durumda.