n

"Anlamıyorlar onlar beni. Uygun bir ağız değilim ben bu kulaklara. Sanırım çok uzun zaman yaşamışım dağlarda. Çok uzun zaman dinlemişim nehirleri, ağaçları. Şimdi sesleniyorum onlara keçi çobanlarına seslenir gibi. Hareketsiz ve aydınlık ruhum tıpkı öğle üzeri dağların olduğu gibi. Ama onlar benim soğuk, korkunç sakalar yapan bir serseri olduğumu sanıyor. Şimdi bakıyorlar bana ve gülüyorlar. Bana gülerken, benden nefret de ediyorlar. Gülmeleriyse soğuk buz gibiydi."
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Gözleriyle dinlemeyi öğrenmeleri için patlatmalı mı önce kulaklarını? Yaygara mı yapmalı nasihat verenler, vaaz verenler gibi? Yoksa onlar sadece tepinenlere mi inanırlar? Vardır gurur duyacakları bir seyleri. Ne derler bu gurur duydukları şeye? Eğitim diyorlar buna, bu onlari keçi çobanlığından ayıran şey. Bu yüzden sevmezler 'saygısızlık' kelimesini duymayı. Bu yüzden sesleneceğim onların gururlarına. Bu yüzden bahsedeceğim onlara en küçümsenecek şeyden, ancak bu, son insandır diye."
Öğretmen konuşuyor: "Çoğu zaman, sevmek sevilmekten daha kolaydır. Başkalarının yardımlarını ve desteklerini kabul etmek bizi rahatsız eder. Bağımsız görünmek çabalarımız onları bize sevgilerini göstermek fırsatından yoksun bırakır. Birçok ana baba, yaşlandıkları zaman, çocuklarının çocukken ana babalarından gördükleri sevgi ve desteği onlara gösterme şansından çocuklarını yoksun bırakırlar. Birçok koca (ya da karı), feleğin sillesini yediklerinde, ötekine bağımlı olmaktan utanır. Sonuç: Aşkın suyu artık yayılmaz olur. Yakınlarımızın sevgi girişimlerini geri çevirmemek zorundayız. Bir başkasının bize yardım etmesine, bizi desteklemesine, bize devam etme gücünü vermesine izin vermek zorundayız. Eğer bu sevgiyi saflık ve alçakgönüllülükle kabul edecek olursak, Sevgi'nin vermek ya da almaktan ibaret olmadığını, onun katılmak olduğunu anlarız."
Sayfa 90·Kitabı okuyor
Hasta doktoruna derdini söylüyordu: "Doktor, korku bütün benliğimi ele geçirdi, bütün yaşama sevincinden yoksun bıraktı beni." "Muayenehanemde, kitaplarımı kemiren küçük bir fare var," diye yanıtladı doktor. "Onu yakalamaya kalkışsam, saklanacak, ben de bütün zamanımı onun peşinde geçireceğim. Bu nedenle değerli kitapları uygun bir yere kaldırdım, kemirmesi için birkaç kitap bıraktım ona. Böylece büyümüyor, canavarlaşmıyor. Bir şeylerden korkun ve korkunuzu onların üzerine yoğunlaştırın. Böylece, geri kalanlar için cesaretiniz olacaktır."
Sayfa 89·Kitabı okuyor
Geçimsiz, ters biri olmak nasıl da kolaydır! Başkalarından uzaklaşmak yeter, böylece hiç acı çekmeyiz. Sevmek, hayal kırıklığına uğramak, düşlerimizin boşa çıktığını görmek tehlikesinden uzak dururuz. Geçimsiz, ters biri olmak nasıl da kolaydır. Telefonun çalmasından, bizden yardım isteyen insanlardan, yapılması gereken iyiliklerden dolayı kaygılanmak zorunda kalmayız. Geçimsiz, ters biri olmak nasıl da kolaydır. Bir fildişi kulede yaşıyormuş izlenimi vermek ve asla bir damla gözyaşı dökmemek yeter bunun için. Hayatımızın geri kalan bölümünü rol yaparak geçirmemiz yeter. Geçimsiz, ters biri olmak nasıl da kolaydır. Hayatın bize sunduğu en güzel şeyleri geri çevirmemiz yeter.
Sayfa 88·Kitabı okuyor