“Sabaha doğru hoparlörden yayılan gür ses, “Allahu ekber” diye başladığında Ferhat yastıklara gömülüyor, yastığın yumuşaklığında bir iki saat huzur buluyordu. “Allah büyüktür” demekti Allahu ekber. Annesi söylemişti. Müezzin gecenin içinde karanlığı sesiyle yırtarak, “Allah büyüktür” diye bağırıyordu. “Hayat karanlık olsa da Allah büyüktür.”
“İnsan kendisi kıble olmadan kıbleye dönemiyordu. İbre kendisi olmalıydı, o olunca da kıble kalkıyordu zaten. Yoksa her budala doğru insan, doğru iş, doğru eş, doğru yer arıyordu, buna da arayış diyordu. Doğru olmadan doğru bulunmuyordu.”