Aşk-I hakikat arıyorsan teslim ol. Hakk’a teslim ol.
Teslimiyetse vav olmaktan geçer. Allah’a (c.c) kul olmaktan geçer. İnsan vav şeklinde ses verdiği şu hayatta namazlarda halini tekrar hatırlar ve secdede mim olur.
…
10 yıl önce telefon diye bir şey yoktu. Ne çabuk da alıştın, bütün hayatın oldu. Bütün vaktini alan futbol takımı 100 yıl önce yoktu, nasıl da her şeyin oldu? Evet o dizi 10 gün önce yoktu nasıl da müptelası oldun, alıştın? Ve sen 30 yık önce yoktun, nasıl olur da birden önüne konan dünyaya böyle alışırsın? Hiç mi merak etmiyorsun bu dünya nasıl meydana geldi? Bu renkler, kokular böyle güzelse bunun kaynağı nasıl güzeldir, bunu yaratan nasıl güzeldir merak etmiyor musun hiç?
Burnuna gelen kokuyla oturup mayışma, kokunun sahibini, kaynağını ara dur. Ara dur. Aradıkça, sordukça ilmine ilim gelecek. Yüzdükçe ciğerini açan bir denizede yüzeceksin. Geçip bitecek kokuya değil kokunun kaynağına talip ol. Gelip geçecek dünyaya değil, onu yaradanın muhabbetine talip ol…
“Kalpler, yalnız Allah’ı anmakla huzur bulur.”
…
Huzuru dünya kapılarında zannetmişim yıllarca…
Oysa rabbim kalbimde O’ndan daha büyük yer ayıracağım bir şey olsun istemiyordu. Ben ise buram buram dünya kokuyordum…
“Kitap okumayı sevmiyorum ki ben, ama bunun filmi yok mu?” diyecek olanlara bu hayat filminin yanlız bir kez çekileceğini ve aslında bu filmin başrol oyuncusunun kendisi olduğunu hatırlatan bu kitabı…
“Bak bu elimdeki çamura, her şeyi tamam. Toprağı var, kili var, suyu var ama canı yok. Böylece bırakırsak onu hiçbir şeye faydası yok. Zira içinde ruhu yok. Bak; insanı da hamken tam yapacak o ateşi insan kendi içinde taşır. Lakin o ateş iki türlüdür. Eğer nefsinin ateşiyle pişirirse ruhunu, yanar da Sönmez kül olur. Ama imanın ateşiyle pişirirse ruhunu ve bilirse sahibinin kim olduğunu işte o vakit yana yana kul olur…”