Insanlik tarihi boyunca görülen böyle bir farkhlasma ve degisim süreci içinde insanlarn karakterleri de bozulmustur.
Gerçek insanin yapisina ters düsen hedef ve amaçlar ön plana sikmaya baslayinca sevginin gücü de azalmistir. Bunun sonucunda is huzuru ve is güvenligi kaybolan insanlar, eksiklik ve bozukluklarini dengeleyebilmek için "meshur olmak",
", "dik-
kat çekmek" gibi garip yollara bagvurmaya baglamislardir.
Böylece insanlardaki onur ve birlik duygular zamanla yok olmaya yüz tutmus, herkes birbiri üzerinde bir egemenlik kurmaya çahsir olmustur. Insanlar artik kendilerini bir ürün ya da bir esya olarak görmektedirler. Onurlu olmak, kendini pazarlayabilmek ya da basarili olmak ile ölçülmeye baslan-mistr. Tüm bunlar göstermektedir ki insanlar toplum içinde yasarken neyin dogru oldugunu ögrenmekle kalmaz, ayni zamanda neyin yanlis oldugunu da görürler. Ayrica her an kendilerine ve hayat biçimlerine yönelik birçok olumsuz fikrin de etkisi altinda kalirlar.