Nazlıcan Apaydın

Puan vermedi·184 syf.··
2022 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2022 16:54
Emekli öğretmen Ismael, karısı Otilia ile birlikte Kolombiya’nın San Jose köyünde yaşarlar. Tek korkusu güneşlenen komşusunu gözetlerken karısına yakalanmamaktır, ta ki ordular gelene kadar. Ülkede içinde süregelen iç savaş bu defa San Jose’ye ayak basar. Gittikçe artan kaos, ansızın kaybolan, hendeğin birinde ölü bulunan, fidye için kaçırılan insanlar ve hatta çocuklar, iki ateş arasında kalan ve köylerini terk etmek zorunda bırakılan halk… Sürekli düşünce ve olaylar arasında mekik dokuyan anlatım tamamen bir savaş anlatısı sunmaz aslında. Biz tüm yaşananları, zaman ve mekan kavramını gittikçe yitirmekte olan bu yetmiş yaşındaki öğretmen Ismael üzerinden okuruz. Bunun ilginç bir deneyim olduğunu söyleyebilirim. Yaşlılığın, savaşın, ölümün ve deliliğin sınırlarında gezen bir Latin Amerika Edebiyatı.
OrdularEvelio Rosero · Can Yayınları · 2016191 okunma
Reklam
Puan vermedi·166 syf.··
2022 26. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2022 14:23
Bu kitabı onca zaman ‘kişisel gelişim kitabı’ zannedip okumamakla hata etmişim, lütfen benimle aynı yanılgıya düşmeyin. İnsanın Anlam Arayışı, psikoloji türünde okuyabileceğiniz en sarsıcı ve anlaşılır kitap olabilir. Viktor E. Frankl, Avusturya’lı bir psikiyatrist, yaşamının üç yılını Nazi Almanya’sının toplama kamplarında geçirmiş. (Auswitch toplama kampı) Kitapta orada geçirdiği üç yıllık süre boyunca yaşadıklarını, kitlelerin çektikleri acıları, umutsuzluğa karşı verdikleri savaşı, insan vücudunun tüm bunlara verdiği biyolojik ve psikolojik tepkileri anlatıyor. Bir uzman olarak gözlemlerini aktarış biçimi öyle vurucu ki… Annesini, babasını kardeşini ve karısını kampta kaybetmiş biri gibi değil, insan aklının ve vicdanın ulaşabileceği çok üst bir mertebeden yazıyor. Bilmem ki böylesine bir ruhsal dayanıklılık insanın özünde mi vardır yoksa sonradan mı kazanılır... O bunu Nietzsche’nin şu sözleriyle açıklıyor; “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıl' a dayanabilir.” Şartlar ne kadar ağır ve insanlık-dışı olursa olsun o, bu ‘neden’e yaslanıyor ama umut herkes için her zaman böylesine diri kalmıyor. Karısını düşündüğü bölüm beni çok etkiledi ve daha bir sürü şey, inanın anlatmamak, bahsini açmamak, bir iki kelam etmemek için kendimi zor tutuyorum. Yazarın Dostoyevski’ye atıfta bulunduğu bir kısım var, burda durdum ve yine yine yine dedim ki; hiç şüphesiz psikoloji yokken, edebiyat vardı…
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,4bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2022 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2022 22:41
“Kaderi olan biri varsa o bir erkektir, kendisine kader tayin edilen biri varsa o bir kadındır.” syf.13 Kitabın ismi çok ironik aslında, daha en başından okuyucuyu gafil avlıyor, bu bir aşk romanı değil, romantizm ve duygusallığa yer yok. Briggitte ve Paula, ikisinin de yaşayış normu ‘evlilik’ ve ‘çocuk’ üzerine kurulu. Jelinek, farklı sosyoekonomik konumlara sahip bu iki kadın üzerinden bir sistem eleştirisi yapıyor aslında. Bunu yaparken insanı öyle rahatsız ediyor ki, çevirmeninin de önsözde dediği gibi; "...okur onaylamaması, tiksinmesi gereken şeyleri sıcak bir romanın konforunda işlevsizce hüzünlenerek, nostaljiye kapılarak, "güzel" cümlelerin büyüsüyle savrularak değil, çivili sandalyede oturuyormuş gibi okur." Alt tabakadan, eğitimsiz ve edilgen karakterlerin ataerkil sistemin bir dişlisi olmakta ısrarcı tavrı ve erkeği üstün görme hali bir kısım okuru; kadın ve erkek ilişkilerini, evlilik kurumunun kuruluş amacı ve toplumsal konumunu irdeleyip parça pincik ettiği içinse başka bir kısım okuru rahatsız edeceğini düşündüğüm korkusuz bir dile sahip. Aynı zamanda yazar, Bertold Brecht'in geliştirdiği “yabancılaştırma efektini” kullanıyor. Bu efekt, Bertholt Brecht tarafından Marksist sanat yaklaşımının bir sonucu olarak ortaya koyduğu epik tiyatro sanatının en önemli kavramlarından biri. Nasıl yani derseniz önsöze tekrar gelelim; "…okurun karakterlerden herhangi biriyle bağ kurması böylece engellenmiş olur. çünkü jelinek karakterleri için okurdan empati beklemez. tam tersine okurun bütün bu akıl ve bilim dışı davranışları uzaktan inceleyip duygusallığın tuzaklarına düşmeden, gerektiği şekilde eleştirebilmesi için yabancılaşması hedeflenir." Önsözü de ayrı bir takdiri hak ediyor, çevirmeni kitabı anlatmak ve tamamlamak konusunda çok başarılı bir çalışma yapmış.
Aşık KadınlarElfriede Jelinek · İthaki Yayınları · 2021751 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2022 25. kitabı
Hak. ilinin Pir köyüne sürülen bir öğretmen, bir kazazede. Adını, geçmişini, kim olduğunu hatırlamıyor, yolu buraya nasıl düştü bir fikri yok. Okurken de gözlerinin önünde siyah cisimler uçuşuyor sanki insanın. Düşle gerçek arasında bir anlatım. Konuştuğu dili konuşan yok, konuşulanı da o anlamıyor. Kar indi mi aylarca kalkmıyor yerden, aylarca kimse uğramıyor bu yere. Süryani bir kitapçıdan aldığı kitaplar uzun kış gecelerine ortak oluyor. Bazen bir salgın bütün bebelerin alnına dokunup iki güne canlarını alıyor. Biçimsel olarak farklı bir kitap, ilk yüz sayfasını büyük bir hevesle okudum. Sonrasına dair kötü bir eleştirim yok yalnız bir yerde korkup şunu düşündüm; bu kitap ağzıma bir kaşık bal çalmak için bir kilo keçiboynuzu mu çiğnetiyordu bana? Dört yanı -anası, babası, dayısı, yengesi- öğretmen olup yurdumun falanca bölgesinin bilmem ne köyünde gencecik bir öğretmenken başından geçenler sık sık anlatılmış olan bana (inanın bir köy öğretmeninin anıları asla bitmez) ufak bir beklenti peydalanmış olabilir-di. Maruz gördüm. Fakat en nihayetinde vardığım sonuç; bu anlatım biçimi bu zamana ve bu coğrafyaya çok yakışmış. Ne eksiği var ne fazlası. Bizim gibiler ancak böylesinden anlar çünkü… sizler… “Sizler, karın üstünde yalınayak yürüyüp ölmeyenlerdensiniz. “Biz, bir kış boyu, yufka ekmek, otlu peynir, bulgur pilavı yiyip çay içerek yaşayamayız.” Beni en çok etkileyen bölümse “Son Ders” oldu. “Bütün öğrettiklerimi unuttun. Dünya dönüyor, evet, ama belki de burada, bu dağ başında dönmemesini bilmek daha doğrudur.” Ah! Elbet tavsiyedir. Sevgiler, Nazlı.
Hakkari’de Bir MevsimFerit Edgü · Everest Yayınları · 202313,9bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2022 24. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2022 13:22
Çim adam kimdir? “O adam benim.” der üniversiteli genç. Okurken pek çok kez yasaklı bir bahçeye adım atmışım gibi tedirgin, gözümün ucuna basa basa, bu sayfalarda gezindiğimi kimseler duymasın diye nefesimi tuta tuta okusam da, bu genç adam kartlarını açık oynuyor, olduğu gibi, kucağına defterini bırakıp gidiyor, anı günlük adı her neyse.. en mahrem duygularını yazmıyormuş gibi rahat. Sebebini çok düşündüm. Bence evvela şair oluşundan bu rahatlığı çünkü şiir kabına sığmaz, yazanı görmez, sonunu düşünmez.. dizildi mi inci gibi hangi gerdana takılsa ışıldar, aşk gibi. Bu sebeple aşikar olmuş olmamış tabiatında bu tedirginliğe yer yoktur, en nihayetinde aşk bilinmek ister. Kitabı kapayınca tekrar açıp tarihlere baktım, Şubat 2002’den bir sonraki yılın Haziranına kadar geçen bir buçuk yıl Bülent’in ağzından anlatılmış, otobiyografik bir roman. Şiirleri, yazıları, aşkları, arkadaşlıkları, telaşları, heyecanları, hayal kırıklıkları, hepsi pek tabi hepsi sıradan. Fakat anlatılanlardan çok aktarılış biçimi çok başarılı, belli ki taşmaya meyilli bir kalemin ürünü, belli ki daha ne yazsa okunur. Meriç’e kızdım ama en çok da onda buldum kendimi, bir miktar hatıra, acı ve gözyaşı ile kendi gerçekliğim karşıladı beni. Çocukluğum, gençliğim.. Bu sebeple Bülent de pek tanıdık bana. Bakışlarını onlarca insanın içinden tanırım böylesinin, ah ne güzel sever o ve ne güzel sevilmez umduğu gibi. Ya hep daha kötüsü ya da düşündüğünden de iyisi. “…neye benzer benden sonra mutluluk boğaz gezintisinde bir vapura yanaşan kıskançlık olabilir mi ömür boyu her olaya tanık duvara astığım ayna nasıl susar benden sonra aksine kanıp”
Çim AdamNuri Bülent Aytemiz · Poesis Kitap · 202164 okunma
Reklam