Zeynep Nazlı

Çok karanlık, çok siyah, sesiz bir yer istiyordu. Tıpkı annesinin mezarı gibi bir yer. Kuytu bir camii duvarının kenarında, güneşin girmediği, o billur sazların insan talihiyle alay etmediği, arıların hayattan ve güneşten sarhoş, vızıldamadıkları, çocukların güneşte kırılmış ayna gibi inana batan berrak çığlıklarla gülüp konuşmadıkları bir yer...
Sayfa 40 - MÜMTAZ·Kitabı okuyor
Edebiyat
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
O gün, onu hısım, akraba, hep birden bir eski caminin avlusundaki küçük bir mezarlığa götürmüşler, orada henüz düzeltilmiş bir toprak yığını göstererek, annem burada yatıyor, demişlerdi. Fakat Mümtaz bu mezarı bir türlü benimsememişti. O, zihninde annesini babasının yanına gömdü. Zaten aradaki zaman farkı çok azdı... Orada büyük ölüm ağacının altında babasıyla beraber yatması daha iyi ve daha güzeldi. Belki de bütün ömrünce ikisini beraber görmeye alıştığı için, ayrı ayrı yerlerde yattıklarını düşünmek ona ağır geliyordu.
Sayfa 39 - Mümtaz·Kitabı okuyor
Edebiyat
İçinde büyük bir günah işlemiş duygusu vardı; kendisini bilmediği şeylerden mücrim sanıyordu. Belki de o anda sormuş olsalar, babamın ölümüne ben sebep oldum, derdi. Bu da korkunç bir duyguydu. Kendisini son derece sefil buluyordu. Bu garip ruh hali Mümtaz'da senelerde devam edecek, her adım atışında ayağına takılacaktır. İlk gençliğine girdiği devirlerde bile Mümtaz bu hislerin içinde kalacaktır.
Sayfa 32 - Mümtaz·Kitabı okuyor
Edebiyat
Bunlar manasını anlamadan, içini ümitsizlikle, hınçla dolduran, o zamana kadar farkına varmadan yaşadığı hayatı, küçük, nazlı, iyilikle dolu hayatı birdenbire kendisi için çok katı, çok zalim ve anlaşılmaz yapan kelimeler, cümlelerdi.
Sayfa 28 - Mümtaz·Kitabı okuyor
Edebiyat

Zeynep Nazlı

, bir kitabı okumaya başladı
Ahmet Hamdi Tanpınar
8.3/10 · 21,3bin okunma