“Gün ışınlarını hiç görmemiş körlere, doğanın ezgilerini hiç işitmemiş sağırlara, ruhunun sesini hiçbir zaman duyuramamış dilsizlere acırsınız da utanç gibi yalancı bir bahane bulur, zavallı kadınları deliye döndüren, iyiyi göremeyecek, Tanrı’nın sesini duyamayacak, aşkın ve inancın arı dilini konuşamayacak duruma getiren bu gönül körlüğüne, bu ruh sağırlığına, bu bilinç dilsizliğine acımak istemezsiniz.”
“Anlamıyorsun, değil mi? dedim. Mesele ne olacağında değil ki. Bazı insanlar vardır tren tarifeleri okumayı sever, bütün günlerini bunu yaparak geçirirler. Bazıları kibritlerden dev gemi maketi yapar. Yani bunları yapanlar varken, seni anlamaya çalışan en azından bir kişinin olması neden olağanüstü olsun.”
“İnsanlara söyleyecek fazla bir şeyimin olmamasının bir nedeni de buydu ve ben de kendimi kitaplara veriyordum. Gözleri kapalı, tanıdık bir kitaba dokunuyor ve kokusunu derin derin içime çekiyordum. Bu beni mutlu etmeye yetiyordu.”